Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
    İhsan Erz
    İhsan Erz

    VATANDAŞIN BİRİKİMİ NASIL KORUNUR? FON SORUŞTURMALARININ ARDINDAN

    Bir tanıdığım birkaç yıl önce emekli ikramiyesinin önemli bir kısmını, komşusunun “ben de koydum, her ay düzenli kazanç geliyor” sözüne güvenerek bir yatırım yapısına yatırmıştı. İlk aylarda gerçekten ödeme aldı. Sonra ödemeler gecikti, telefonlar açılmadı, ofisin kapısında başka bir şirketin tabelası belirdi. Bana anlatırken en çok tekrar ettiği cümle şuydu: “Ofis o kadar düzgündü ki aklıma bile gelmedi.”

    Son haftalarda sermaye piyasaları ve fon işlemleriyle ilgili yürütülen soruşturmalarda çok sayıda kişi ve şirket hakkında mal varlığı tedbirleri açıklandı. Hangi işlemin suç oluşturduğuna elbette bağımsız yargı karar verecek; soruşturma aşamasındaki hiçbir isim hakkında hüküm kurmak doğru olmaz. Fakat bu dosyaların büyüklüğü, vatandaşın birikimini nasıl koruduğumuz sorusunu yeniden önümüze koyuyor.

    Sorulması gereken birkaç basit soru

    Yüksek ve düzenli getiri, neredeyse sıfır risk vaadiyle birlikte geliyorsa ilk yapılacak şey heyecanlanmak değil, soru sormak. Para nerede değerlendiriliyor? Kurum Sermaye Piyasası Kurulu’ndan yetkili mi? Getiri hangi ekonomik faaliyetten doğuyor? Parayı geri çekmek istediğimde hangi şartlar geçerli?

    Bu soruların bir kısmının cevabı için uzmana gitmeye de gerek yok. SPK, yetkili aracı kurumların ve portföy yönetim şirketlerinin listesini internet sitesinde yayımlıyor; izinsiz faaliyet nedeniyle erişim engeli getirilen siteleri de duyuruyor. Yatırım fonlarına ait izahname ve fiyat bilgileri Kamuyu Aydınlatma Platformu ve TEFAS üzerinden herkese açık. Bir yatırım teklifinde bu kayıtların hiçbirine ulaşılamıyorsa, komşunun ya da akrabanın tavsiyesi bir güvence sayılmamalı.

    Bununla birlikte, karmaşık finansal yapılar karşısında bütün sorumluluğu sıradan tasarruf sahibine yüklemek de haksızlık olur. Emekli bir öğretmenden bir fonun portföy dağılımını ya da bir şirketin bilançosunu çözümlemesini bekleyemeyiz.

    Denetim kurumlarının erken uyarı üretmesi, olağan dışı para hareketlerini ve agresif reklam kampanyalarını izlemesi, şüpheli yapılara zarar büyümeden müdahale etmesi gerekiyor. Sosyal medyada tanınmış yüzlerin tanıttığı “garanti kazanç” paylaşımları, lüks ofisler, kalabalık tanıtım toplantıları güven duygusu yaratıyor. Bugünün finansal dolandırıcılığı çoğu zaman kaba görünmüyor; aksine son derece profesyonel bir vitrinle geliyor.

    Bankaların da bu zincirde rolü var. Kısa sürede çok sayıda kişiden toplanan ve hızla başka hesaplara aktarılan paralar, sistemde iz bırakır. Bu izlerin zamanında fark edilip ilgili kurumlara bildirilmesi, ardından kaybedilen birikimi geri almaya çalışmaktan çok daha etkilidir.

    Soruşturma sürerken mağdur ne yapacak?

    Failin yakalanması önemli ama tek başına yetmiyor. Mağdur için asıl mesele, kaybettiği paraya ulaşıp ulaşamayacağı. Mal varlığına konan tedbirlerin kaçırılmaya fırsat vermeden uygulanması, mağdurların başvuru yolunun açıkça duyurulması ve sürecin hangi aşamada olduğunun düzenli olarak paylaşılması da adaletin parçası.

    Yıllar süren belirsizlik, mağduriyeti ikiye katlıyor. Birikimini kaybeden kişi bir yandan maddi kaybı yaşıyor, öte yandan nereye başvuracağını, avukat tutup tutmayacağını, davanın ne zaman sonuçlanacağını bilmeden bekliyor.

    Bu dosyalar konuşulurken dikkat edilmesi gereken bir nokta daha var: Yasal olarak kurulmuş ve denetlenen bir fonun piyasa koşulları nedeniyle değer kaybetmesi ile bir yatırım aracının kötüye kullanıldığı iddiası aynı şey değil. İkisini aynı cümlede anmak, hem dürüst çalışan kurumlara hem de onlara güvenip birikimini yatıranlara zarar veriyor.

    Kamuoyuna yapılan açıklamaların hangi işlemin tedbire konu olduğunu, yatırımcının hangi hakları bulunduğunu ve hangi tarihte hangi bilgiye ulaşabileceğini sade bir dille anlatması gerekiyor. Belirsizlik uzadıkça panik büyüyor; panik ise sağlam fonlarda bile gereksiz çıkışlara yol açabiliyor.

    O tanıdığım parasının bir kısmını hâlâ geri alamadı. Dosyası sürüyor. Ona “neden inandın” diye sormak kolay; ama benim asıl merak ettiğim, o yapının yıllarca nasıl açıkça reklam verebildiği ve şüpheli işlemlerin ilk kez ne zaman fark edildiği. Bu soruların cevabı açıkça verilmedikçe benzer hikâyeleri başka isimlerle dinlemeye devam edeceğiz.

    YORUMLAR

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    YAZARLAR
    TÜMÜ

    SON HABERLER