Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
    Mahir Öztürk
    Mahir Öztürk

    Afrika’nın büyüyen şehirlerinde bir adresin değeri

    Bir yere ulaşmak için “pazarın arkasından sağa dön, büyük ağacı geç” demek yeterli olabilir. Mahalleli birbirini tanıyorsa bu tarif çalışır. Fakat aynı yere ambulans, belediye ekibi veya başka bir şehirden gelen kargo görevlisi ulaşacaksa, gündelik tarifin sınırları ortaya çıkar.

    Adres meselesi dışarıdan bakıldığında teknik görünüyor. Sokak adı, kapı numarası, harita kaydı. Oysa şehir yönetiminde adres, hizmetle insan arasında kurulan bağın başlangıcıdır. Nerede yaşadığını kamuya anlaşılır biçimde tarif edemeyen insanın ihtiyacını da görünür kılmak zorlaşabilir.

    Afrika şehirlerini tek bir görüntüye indirgemek yanlış. Yerleşim düzeni, belediyelerin kapasitesi ve kayıt sistemleri ülkeden ülkeye, aynı ülke içinde kentten kente değişiyor. Buna rağmen hızla büyüyen yerleşimlerle kamu hizmetleri arasındaki mesafe, kıtanın şehirleşme tartışmasında ciddi bir başlık. Bu mesafeye yalnızca kilometre olarak bakmamak gerekir.

    Dünya Bankasının sokak adreslemesi üzerine çalışmaları; adres sistemlerini belediye hizmetleri, kent bilgisi ve ekonomik hayatla birlikte ele alıyor. Bu ilişkiyi önemli buluyorum. Çünkü adres, postanın doğru kapıya gitmesinden ibaret değil. Bir hizmetin hangi sokakta aksadığını kaydetmek, ihtiyaçları haritada karşılaştırmak ve yapılan işin sonucunu izlemek için de gerekli.

    Çöpün hangi mahalleden düzenli alınmadığı bilinmiyorsa, sorun kolayca “bazı bölgeler” diye anlatılır. Somut yer bilgisi olduğunda ise sorumluluk da somutlaşır. Aynı şekilde su kesintisi, taşkın riski veya aydınlatma eksikliği, bir kentte yaşayanların deneyimlerinden ortak bir hizmet haritasına dönüşebilir.

    Ancak adres vermekle mülkiyet hakkı vermek aynı işlem değildir. Bir kapıyı numaralandırmak, o yerdeki tapu tartışmasını kendiliğinden çözmez. Bu ayrımı açıkça anlatmak gerekir. Aksi hâlde insanlar bir teknik çalışmadan sağlayamayacağı güvenceyi bekleyebilir; ya da kayıt altına alınmayı yalnızca tahliye veya vergi korkusuyla değerlendirebilir.

    Bu nedenle belediye mahalleliye neyi kaydettiğini, bilgiyi neden topladığını ve kimlerin erişeceğini açıklamalı. Sokak isimleri belirlenirken orada yaşayanların hafızası da dinlenmeli. Bir haritanın kusursuz görünmesi, yerel insanların o haritayı benimseyeceği anlamına gelmez.

    Teknoloji burada yardımcı olabilir. Telefon üzerinden konum iletmek, sayısal harita oluşturmak ve hizmet başvurularını aynı kayıtla ilişkilendirmek işleri kolaylaştırabilir. Yine de bütün çözümü akıllı telefona yüklemek doğru değil. İnternet erişimi olmayan, okuma güçlüğü yaşayan veya cihazını başkasıyla paylaşan insanın da kullanılabilir bir adresi olmalı.

    Bir diğer mesele güncelleme. Sokak açılıyor, bina yapılıyor, kapı bölünüyor; harita eski kalıyor. Başlangıçta verilen numaralar düzenli bakım görmezse kayıtla hayat yeniden birbirinden kopar. Adres sistemi, bir kere açılışı yapılan proje olarak değil, sürdürülen belediye işi olarak ele alınmalı.

    Türkiye’nin Afrika ülkeleriyle şehircilik alanındaki iş birliğinde bu tür mütevazı görünen konuların daha fazla yer bulmasını isterim. Her ortaklık büyük bir yapı gerektirmiyor. Yerel ekiplerin birlikte çalışabildiği, bakımının nasıl yapılacağı belli ve halka açıklanabilen bir kayıt düzeni de kıymetli bir kamu yatırımıdır.

    Şehir, sınırları çizilmiş alan kadar o alan içindeki insanlara ulaşabilme kapasitesidir. Adresi olmayan mahalleyi yalnızca haritada eksik sanırsak, hizmetteki eksikliği de kaçırırız.

    Bir insanın kapısını bulabilen yönetim, o kapının arkasındaki ihtiyacı duymaya da bir adım yaklaşır.

    YORUMLAR

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    YAZARLAR
    TÜMÜ

    SON HABERLER