Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
    Mustafa Erdem
    Mustafa Erdem

    Bütçede harcanan para kadar, değişen hayatı da soralım

    Bir kamu kurumunun faaliyet raporunda “hedef gerçekleşti” cümlesini görmek insana güven verir. Fakat hemen ardından küçük bir soru gelir: Hangi hedef?

    Düzenlenen toplantı sayısı mı, dağıtılan broşür mü, açılan bina mı? Yoksa bu çalışmalar sayesinde hizmete ulaşabilen insan sayısı mı? İkisi aynı şey değil. İyi niyetle yapılan bir iş bile yanlış göstergeyle ölçüldüğünde olduğundan başarılı görünebilir.

    Sonbaharda bütçe tartışmaları yeniden gündemimizin merkezine yerleşiyor. Genellikle hangi kuruma ne kadar kaynak ayrıldığı konuşuluyor. Bu gerekli. Ama tartışmayı orada bırakırsak, paranın gittiği yeri öğrenmiş oluruz; neden gittiğini ve neyi değiştirdiğini yeterince öğrenemeyiz.

    Türkiye’de 2021’den beri uygulanan performans esaslı program bütçe yaklaşımı, kamu kaynaklarıyla hizmetlerin ve hedeflerin ilişkisini görünür kılmayı amaçlıyor. Strateji ve Bütçe Başkanlığının bu konudaki açıklamaları, sistemin temel iddiasını ortaya koyuyor. Bana göre asıl sınav, bu ilişkinin vatandaş tarafından da izlenebilir hâle gelmesi.

    Örneğin bir mesleki eğitim programını düşünelim. Kursa katılan kişi sayısı elbette kaydedilir. Fakat programın amacı insanların iş bulmasını kolaylaştırmaksa, yalnızca katılımı saymak yeterli değildir. Eğitimden sonra işe girenlerin durumu, kazandıkları beceriyi kullanıp kullanamadıkları ve işin devamlılığı da izlenmelidir. Bu, her kursiyerin iş bulacağına söz vermek değil; programın neye yaradığına dürüstçe bakmaktır.

    Aynı ayrım okul, tarım desteği veya belediye hizmeti için de geçerli. Bir tesisin açılması önemli bir başlangıçtır. Düzenli çalışması, ihtiyacı olanın erişebilmesi ve bakım giderinin karşılanması ise projenin ömrünü belirler. Açılış kurdelesi, hizmetin tamamlandığını göstermez.

    Burada kolaycı bir değerlendirmeden de kaçınmalıyız. Bir hedefin tutmaması her zaman kötü yönetim demek değildir. Ekonomik şartlar değişebilir, afet yaşanabilir, başlangıçtaki varsayım yanlış çıkabilir. Hesap vermek, her sonucu başarı diye anlatmak zorunda olmak değildir. Sapmanın nedenini açıklamak ve sonraki kararı ona göre düzeltmektir.

    Mecliste bütçe görüşmelerini izleyen vatandaşın önüne, yalnızca uzun tablolar konulmamalı. Programın amacı, önceki yılın sonucu, bu yılın hedefi ve ayrılan kaynağı aynı yerde gösteren kısa açıklamalar hazırlanabilir. Teknik belge yerinde dursun; anlaşılır özet de yanında bulunsun. Açıklık, ayrıntıyı silmek değil, ayrıntıya giden yolu açmaktır.

    Milletvekillerinin soruları da bu noktada belirleyici olabilir. “Ne kadar harcadınız?” sorusunun ardından “Bu harcamayla hangi ihtiyacı azalttınız?” gelmeli. Gerekirse daha az gösterişli fakat daha faydalı bir işin neden seçilmediği sorulmalı. Kamu yönetimi, yalnızca yeni projeler duyurduğu için ödüllendirilen bir yarışa dönüşmemeli.

    Vatandaşın vergisi sınırlı, ihtiyacı çok. Bu yüzden her kaynak tercihi aynı zamanda ertelenen başka bir hizmet demek. Bütçeyi ciddiye almak, bu tercihleri açıkça tartışmayı gerektirir.

    Devletin hesabı kasadan çıkan parayla kapanmaz. O paranın vatandaşın hayatında neyi değiştirdiği gösterildiğinde kapanır.

    YORUMLAR

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    YAZARLAR
    TÜMÜ

    SON HABERLER