Bahar Van’a geç gelir. Nisan geldiğinde dağların karı hâlâ yerindeyken gölün kıyısındaki derelerde tuhaf bir kıpırtı başlar. Sular bulanır, köprülerin altında gümüş bir akıntı yukarı doğru tırmanır. İnci kefali, gölün sodalı suyundan çıkıp yumurtlamak için tatlı suya döner. Muradiye’de, Bendimahi Çayı’nın kenarında bu manzarayı bir kez gören kişi onu kolay unutmaz. Balıklar küçük şelalelerin ve bentlerin önünde birikir, sıçrar, düşer, yeniden dener. Kıyıda çocuklar, telefonlarıyla çekim yapan aileler, dürbünlü birkaç yabancı, bir de sabahtan beri çay demleyen bir amca.
Göç genellikle nisanda başlar, haziran ve temmuza kadar sürer, en yoğun dönemi ise mayıs ve haziran aylarıdır. Balıklar gölü besleyen pek çok dereye çıkar, ama göçün en bilinen ve en kalabalık izlenen noktası Bendimahi. Bu sahne yıllardır orada. Değişen, onu görmek için gelenlerin sayısı. Göç bir merak konusu olmaktan çıkıp küçük bir turizm mevsimine dönüşmeye başladı. Bu da yöre için yeni bir soruyu gündeme getiriyor: Gelen ziyaretçi ile köylerde yaşayanlar arasındaki bağ nasıl kurulacak ve bu ilgiden doğan kazanç kime ulaşacak?
Önce balığın kendisinden söz etmek gerekiyor, çünkü her şey onun sağlığına bağlı. Van Gölü dünyanın en büyük sodalı göllerinden biri ve suyu pek az canlının yaşayabileceği kadar tuzlu ve alkali. İnci kefali bu zorlu suya uyum sağlamış, dünyada yalnızca bu havzada yaşayan endemik bir tür. Gölde yumurtlayamadığı için her bahar tatlı suya çıkmak zorunda, bu yüzden nesli büyük ölçüde derelerin durumuna bağlı. Göç döneminde avlanması yasak ve bu yasak tam da bu yüzden önemli. Yumurtlamaya giden balık avlandığında, ertesi yılların stoku daha başlamadan küçülür. Turizm de, göl kıyısındaki köylerin geçimi de bu stokun yerinde kalmasına bağlı. Dere kenarında düzenli bir yürüyüş yolu, balığa dokunulmaması gerektiğini anlatan birkaç sade tabela ve göç saatlerinde çöpü toplayan bir ekip, pahalı bir tanıtım kampanyasından daha çok iş görür.
Gölün öbür yüzü: ada, sazlık ve kuşlar
Van’a yalnızca balık için gelen pek olmaz. Ziyaretçi birkaç gün kalmak ister ve havzanın ona sunacağı çok şey var. Gevaş iskelesinden kalkan teknelerle Akdamar Adası’na geçilir. Adadaki Surp Haç Kilisesi, onuncu yüzyılda inşa edilmiş bir Ermeni kilisesi ve dış duvarlarındaki taş kabartmalarla tanınıyor. Kilise kapsamlı bir restorasyonun ardından müze olarak ziyarete açık. Gölde rüzgâr sert estiğinde tekne seferleri aksayabildiği için adaya geçmeyi programın esnek bir gününe koymak akıllıca olur.
Kuş gözlemcileri için havza ayrı bir dünya. Erçek Gölü’nün sığ kıyıları, Bendimahi deltası, gölün kuzeyindeki sazlıklar göç yolundaki pek çok türün mola yeri. Erçek’te kuş gözlemi için en verimli dönemler genellikle ilkbahar ve sonbahar göçleridir. Flamingolar, angutlar, çeşitli ördekler ve yırtıcılar mevsimine göre burada görülebiliyor. Yerel rehberliğin önü tam burada açılıyor.
Edremit sahilindeki küçük pansiyonlarda bahar aylarında sık duyulan bir soru vardır: Kuşlar nerede? Ev sahibi çoğu zaman cevabı kendisi bilmez, ama köyde bilen birini mutlaka tanır. Dürbünü ve eski bir kuş rehberi kitabıyla çevreyi çocukluğundan beri dolaşan bir genç, bir çoban ya da sazlıkta balık tutmuş yaşlı bir amca. Bu bilgiyi düzenli bir gelire çevirmek için kısa bir rehberlik eğitimi, birkaç dil kalıbı, ilk yardım bilgisi ve misafirin güvenle ulaşabileceği bir iletişim kanalı yeterli bir başlangıç olur.
Para nereye akıyor, nereye akabilir
Doğa turizminin güzel yanı, büyük yatırım beklememesi. Bir köy evinin iki odası temiz ve sıcak tutulduğunda, gerekli izin ve kayıt işlemleri tamamlanınca pansiyona dönüşebilir. Sabah sofrasına konan otlu peynir, kavut, murtuğa ve gölün çevresinde toplanan otlar, misafir için şehirdeki herhangi bir kahvaltı salonundan daha değerli. Burada önemli olan, misafirin parasının köyde kalmasını sağlayacak küçük zincirleri kurmak. Pansiyon, rehberi komşudan bulur. Rehber, öğle yemeğini yoldaki köyde yedirir. Tekneci, ada dönüşünde misafiri kilim dokuyan kadınların evine uğratır.
Bunun yürümesi için birkaç pratik adım öne çıkıyor. Köylerde pansiyon açmak isteyenlerin izin, kayıt ve vergi işlemlerini birlikte öğrenebileceği bir danışma noktası ilk ihtiyaç. İlçe belediyeleri ve kalkınma ajansının yerel programları bu konuda destek verebiliyor, gerekirse muhtarlıklar aracılık edebilir. Göç takvimi, kuş mevsimleri ve tekne saatlerinin tek bir yerde, sade bir dille duyurulması da ziyaretçinin planını kolaylaştırır.
Ziyaretçiye düşen sorumluluklar da var. Bentlerin önünde biriken balıklara dokunmak, onları elle tutmaya ya da suya taş atmaya çalışmak, zaten yorgun olan balığı daha da zorlar. Fotoğraf çekerken sessiz kalmak, çöpü geri götürmek ve kuş gözlemi yapılan sazlıklarda yuvalara yaklaşmamak, bir sonraki ziyaretçinin de aynı manzarayı görmesini sağlar.
Önümüzdeki bahar Bendimahi’nin kenarına gitmeyi düşünüyorsanız, Muradiye çevresinde kayıtlı bir köy pansiyonunda kalın ve rehberinizi oradan bulun. Kahvaltınızı da o sofrada yapın, balıkları göç yolunun en iyi bilinen noktalarından, köyün insanıyla birlikte izleyin.




























YORUMLAR