Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
    Serkan Kurt
    Serkan Kurt

    Türkiye ile Gürcistan arasında komşuluk, yardım gelmeden önce hazırlanmalı

    Komşuluk hakkında güzel cümleler kurmak kolay. Zor olan, yardım gerektiğinde hangi telefonun çalacağını ve o telefonu kimin açacağını önceden bilmektir. Sınırın iki tarafında yaşayan insanlar için ilişki yalnız ticaret veya ziyaret demek değil. Bir yangın, büyük bir kaza ya da afet anında yakınlığın gerçek karşılığı da ortaya çıkar. Haritada birkaç kilometre görünen mesafe, hazırlık yoksa uzun bir bekleyişe dönüşebilir.

    Türkiye ile Gürcistan arasındaki ilişkileri değerlendirirken bu gündelik dayanışma kapasitesine daha fazla yer açılması gerektiğini düşünüyorum. Tiflis'ten veya Ankara'dan bakıldığında gündeme büyük projeler hakim olabilir. Sınır çevresinde yaşayan biri içinse ihtiyacın niteliği daha somuttur: Yardımın zamanında ulaşması, doğru bilgi alınması ve kurumların birbirini tanıması. İlişkinin büyüklüğü bu küçük görünen hizmetlerde de ölçülür.

    Bir afet planının varlığıyla iki tarafın birlikte çalışabilmesi aynı şey değil. Ekipler farklı haberleşme yöntemleri kullanabilir, teknik terimler farklı anlaşılabilir veya yetki zincirinde beklenmedik bir boşluk çıkabilir. Bunları olay sırasında öğrenmek pahalıdır. Ortak hazırlığın değeri de tam burada bulunur. Masa başında konuşulan bir süreç, sahada denenmediği sürece yalnızca iyi niyetli bir varsayım olarak kalabilir.

    Tatbikatların yapılmasını bu nedenle önemsiyorum. Ancak tatbikatın amacı etkileyici bir görüntü üretmek değil, hatayı güvenli koşullarda bulmak olmalı. Bir araç doğru noktaya ulaşamıyorsa bunun fark edilmesi başarıdır. Bir çeviri yanlış anlaşılıyorsa o yanlışın kayda alınması gerekir. Hazırlık sırasında aksaklık göstermemeye çalışan bir düzen, gerçek ihtiyaç anında kendisini doğru değerlendiremez.

    Birbirini tanıyan kurumlar zaman kazandırır

    Ortak çalışma için yalnız ekipman uyumu yeterli değildir. Görevli değiştiğinde bağlantının kopmaması, iletişim bilgilerinin güncel kalması ve talebin hangi makam üzerinden iletileceğinin anlaşılması gerekir. Kişisel dostluklar ilişkiyi kolaylaştırabilir; hizmetin tamamen o dostluklara dayanması ise kırılganlık yaratır. İnsanlar değişse de işleyen bir düzen kurulmalı.

    Yerel yönetimler, sağlık birimleri ve afet kurumları kendi sorumlulukları içinde ihtiyaç haritası hazırlayabilir. Ulaşılması güç yerleşimler, yaşlı nüfusun yoğun olduğu alanlar ve özel desteğe ihtiyaç duyan kişiler, bir kriz çıkmadan önce bilinmeli. Bu bilgilerin paylaşımı da insanların mahremiyetini koruyacak şekilde düzenlenmeli. Hazırlık, herkesin özel hayatını açık bir listeye yazmak değildir; hizmeti ihtiyaç duyulana ulaştırabilmektir.

    Dil konusu burada kültürel bir ayrıntı olmaktan çıkar. Yardım talebinin doğru anlaşılması, güvenliğin bir parçasıdır. Ortak çalışmada kullanılacak temel terimlerin belirlenmesi, ihtiyaç halinde tercüme desteğine nasıl ulaşılacağının bilinmesi ve vatandaşın anlayabileceği açıklamaların hazırlanması gerekir. İki tarafın da iyi niyetli olması, aynı kelimeden aynı şeyi anladığını garanti etmez.

    Sınırdan geçecek ekip ve malzemenin hangi izinlere ihtiyaç duyacağı da önceden çalışılmalı. Bir acil durum ortaya çıktığında bütün prosedürlerin yok sayılmasını bekleyemeyiz. Fakat hayat kurtarmaya yönelik yardımın mevzuata uygun ve hızlı işlemesi için hazırlık yapılabilir. Kuralların bilinmesi, hızın karşıtı değildir. Belirsizliğin azaltılması bazen en büyük zaman kazancını sağlar.

    Kamuoyuna verilecek bilginin uyumu da hazırlığın parçası. Aynı olay için farklı kurumların birbirini düzeltmek zorunda kaldığı açıklamalar, endişeyi artırabilir. Hangi bilginin doğrulandığı, hangi ihtiyacın bulunduğu ve vatandaşın ne yapması gerektiği açık biçimde anlatılmalı. İnsanların boşluğu söylentiyle doldurmasını önlemenin yolu, zamanında ve anlaşılır bilgi vermektir.

    Bu ilişkinin yalnız acil durum çalışanları arasında kurulması da yeterli olmaz. Üniversitelerin, meslek kuruluşlarının ve yerel sivil toplumun deneyimi hazırlığa katkı sunabilir. Ancak her katılımın rolü belli olmalı. Yardım etmek isteyen insanın iyi niyeti, uygun yönlendirme olmadığında yeni bir karmaşa oluşturabilir. Dayanışmayı güçlü kılan şey yalnız katılanların sayısı değil, birlikte yapabildikleri iştir.

    Komşuluğu çoğu zaman geçmişten gelen bir yakınlık olarak anlatıyoruz. Yakınlığı gelecekte işe yarayacak bir beceriye dönüştürmek de bizim sorumluluğumuz. Türkiye ile Gürcistan arasındaki ilişkiler, sınırın iki tarafında insanların kendini daha güvende hissetmesine katkı verebildiğinde daha sağlam bir anlam kazanır.

    İyi komşu, zor günde yardım edeceğini söyleyendir. Hazırlıklı komşu ise o gün geldiğinde nereden başlayacağını bilendir. Bizim ikinci cümleye daha fazla emek vermemiz gerekiyor.

    YAZARLAR
    TÜMÜ

    SON HABERLER