Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
    Ömer Çelik
    Ömer Çelik

    Türkiye ile Azerbaycan arasında gençlerin becerisine de geçit açılmalı

    Türkiye ile Azerbaycan arasındaki yakınlık, büyük toplantılarda kolayca görünür. Bayraklar yan yana gelir, ortak hedefler açıklanır, güçlü cümleler kurulur. Ben bu yakınlığın bir başka yerde de karşılığını görmek isterim: Mesleğini öğrenen gencin önünde. Bir öğrencinin diğer ülkedeki bir işletmede ne öğrenebildiği, kazandığı becerinin kendi ülkesinde nasıl değerlendirildiği ve hangi fırsata ulaşabildiği, işbirliğinin gündelik ölçüleridir.

    Ekonomik ortaklığı yalnız yatırım tutarlarıyla anlattığımızda insan kaynağını arka plana bırakabiliyoruz. Oysa yatırımın işlemesi için bakım yapan teknisyene, üretim planını anlayan çalışana ve yeni yöntem geliştiren mühendise ihtiyaç var. Bu insanların yetişmesi, birkaç konferansla tamamlanabilecek bir iş değil. Eğitim kurumlarıyla işletmelerin birlikte çalıştığı, sonuçları takip edilen bir düzen gerekir.

    Bir staj programının başarı ölçüsü kaç kişinin katıldığıyla sınırlı olmamalı. Öğrenci hangi işi öğrendi, hangi ekipmanı güvenli kullanabildi ve hangi sorumluluğu üstlenebildi? Bunları bilmeden katılım belgesini sonuç sanabiliriz. Genç, başka bir ülkede birkaç hafta geçirmiş olabilir ama yalnız izleyici olarak kalmışsa programın mesleki karşılığı zayıflar. Hareketlilik ile öğrenme aynı şey değildir.

    İşletmelerin de gençlerden baştan bütün becerileri beklemesi gerçekçi değil. Stajyer ucuz çalışan olarak görülmemeli; öğrenmesi için zaman ve rehberlik ayrılmalı. Görev tanımının açık olması, kime soru soracağını bilmesi ve yaptığı iş hakkında geri bildirim alması gerekir. Başarılı bir program, öğrencinin kendi hatasını güvenli koşullarda görmesine de imkan tanır. Sadece iyi yaptığı işleri göstermek, öğrenmenin bir bölümünü eksik bırakır.

    Ortak programın dili, somut bir iş olmalı

    Türkiye ve Azerbaycan'daki kurumlar ortak çalışma hazırlarken çok geniş hedefler yerine belirli bir beceri üzerinden başlayabilir. Bir üretim sürecinin bakımı, bir yazılım uygulaması veya bir laboratuvar yöntemi gibi sınırı belli işler, sonuçların görülmesini kolaylaştırır. Her alanı aynı anda kapsadığını söyleyen programlar çoğu zaman neyi başardığını anlatmakta zorlanır. Küçük ama iyi işleyen bir çalışma, büyük ve belirsiz bir vaatten daha değerlidir.

    Becerinin belgelendirilmesi de katılımın ötesine geçmeli. Genç hangi yeterliliği kazandığını gösterebilmeli; işveren de belgenin neyi doğruladığını anlayabilmeli. Bunun için iki ülkedeki kurumların değerlendirme ölçülerini açıkça konuşması gerekir. Burada diplomaların kendiliğinden tanınacağını veya bütün kuralların bir anda ortaklaşacağını söylemiyorum. Beklentim, mevcut sınırları bilerek işleyen ve gence dürüst bilgi veren bir ilişki kurulması.

    Programların yalnız başkentlerde veya büyük üniversitelerde okuyanlara açık olması da ortaklığın imkanını daraltır. Bölgesel meslek okullarının, küçük işletmelerin ve farklı şehirlerden öğrencilerin katılımı düşünülmeli. Seyahat ve barınma masrafını kendi imkanlarıyla karşılayabilenler dışındakiler için destek bulunmalı. Yetenek, aile bütçesinin büyüklüğüyle seçilemez. Seçim sistemi bunu gözetmediğinde görünürde açık olan program gerçekte dar bir çevreye ulaşır.

    Genç kadınların teknik alanlara katılımı da yalnız temenni olarak bırakılmamalı. Güvenli çalışma ve konaklama koşulları, uygun rehberlik ve açık başvuru ölçüleri birlikte hazırlanmalı. Bir imkanın herkese duyurulmuş olması, herkesin ondan eşit biçimde yararlanabildiğini göstermiyor. Katılımın önündeki somut engeller belirlenmeden iyi niyetli çağrı sınırlı kalabilir.

    Yetişen insanın ülkesinde değer bulması ise sonraki aşama. Eğitim için imkan sağladıktan sonra onu kullanabileceği işi düşünmüyorsak yatırımı yarım bırakıyoruz. Üniversitenin, işletmenin ve ilgili kurumun program sonrasında genci izleyebilmesi; hangi becerinin işe yaradığını, hangisinin eksik kaldığını öğrenmesi gerekir. Bir sonraki programın niteliği, bu geri bildirimle güçlenir.

    Türkiye ile Azerbaycan arasında ekonomik bağların derinleşmesi için birbirini anlayan ve birlikte çalışabilen bir kuşağa ihtiyaç var. Bu kuşak kendiliğinden oluşmaz. Yan yana çekilen fotoğraflarla değil, birlikte çözülmüş işlerle yetişir. Dostluğun gençlere verdiği imkan, hatırlanacak bir ziyaretin ötesine geçmeli.

    Bir ortaklığın geleceğini görmek için bazen en büyük anlaşmanın metnine değil, ilk işini arayan gencin önüne bakmak gerekir. Orada yeni bir kapı açılmışsa ilişki hayatın içine girmiştir. Açılmamışsa büyük sözler hâlâ tören salonundadır.

    YAZARLAR
    TÜMÜ

    SON HABERLER