Ege'nin bir köyünde zeytin yetiştiren üreticiyi düşünelim. Ağacının bakımını kendi yapıyor, hasatta ailesiyle çalışıyor, ürününün niteliğini biliyor. Satış günü geldiğinde ise karşısına bütün yıl gösterdiği özenin karşılığını belirleyen başka bir düzen çıkıyor. Ürünün fiyatını konuşuyor ama ambalajın, analizin, depolamanın ve pazara erişmenin maliyetini tek başına taşıyor. Üretmekte deneyimli, pazarlıkta yalnız.
Tarımın sorunlarını konuşurken çoğu kez tarlanın ne kadar ürün verdiğine bakıyoruz. Elbette verim önemli. Fakat aynı kalitede üretim yapan iki çiftçiden birinin ürününü değerinde satabilmesi, diğerinin acil para ihtiyacı nedeniyle daha düşük teklifi kabul etmesi, verim hesabıyla açıklanamaz. Burada mesele üretim tekniğinden önce üreticinin seçeneklerinin sayısıdır. Seçeneği olmayanın emeği, karşısındakinin takvimine bağlanır.
Kooperatifçilik tartışmasını bu yüzden tabela ve bina meselesinden çıkarmak gerektiğini düşünüyorum. Güzel bir hizmet binası, üyelerine karşı sorumluluğunu yerine getirmeyen bir yapıyı güçlü kılmaz. Güçlü kooperatif, üreticiye kendi başına alamayacağı hizmeti makul maliyetle sunabilen, hesabını açıklayan ve satış koşullarında üyeye söz hakkı veren kooperatiftir. Üye yalnızca aidat ödeyen bir isim olarak kalıyorsa ortaklığın anlamı eksilir.
Birlikte hareket etmek her ürünün aynı fiyattan satılması veya bütün çiftçilerin aynı yöntemi kullanması demek değildir. Ortak analiz hizmeti, doğru depolama, ambalaj tedariki ve alıcılarla açık sözleşme hazırlığı bile küçük işletmenin yükünü azaltabilir. Ürünün niteliği belgelenebildiğinde fiyat konuşması daha somut bir zemine oturur. Üretici, kendi emeğini yalnızca “Bizim ürünümüz iyidir” cümlesiyle savunmak zorunda kalmaz.
Ancak ortak hizmetin arkasında açık bir yönetim bulunmalı. Hangi alıcıyla, hangi şartla çalışıldığını üye anlayabilmeli. Satış geliri ile giderler birbirinden ayrılmalı, yöneticinin tercihi ile üyelerin ortak çıkarı aynı şeymiş gibi sunulmamalı. Küçük üreticinin pazardaki yalnızlığına çözüm ararken onu kendi örgütünde de bilgisiz bırakmak kabul edilemez. Kooperatifin itibarı, üyenin soru sormasından rahatsız olmamasıyla başlar.
Ege'de ürünün hikâyesi güçlü. Zeytin, üzüm, incir veya başka bir yerel ürün, yetiştiği yerle birlikte bir anlam taşıyor. Fakat bu hikâyeyi anlatmakla o hikâyeden doğan değeri üreticiye ulaştırmak arasında fark var. Etiket üzerinde köyün adı bulunabilir; köyde yaşayanın kazancı yine düşük kalabilir. Markalaşma çalışmasının hesabı yalnız satış yerinde değil, üreticinin yıl sonunda elinde kalan parada da görülmeli.
Gençlerin tarımda kalmasını istiyorsak onlardan yalnızca sabır bekleyemeyiz. Bir genç, ürününün hangi koşullarda satıldığını öğrenebilmeli; karar alınırken masada bulunabilmeli. Yönetimlerin aynı çevrede yıllarca dönmesi, yeni birikimin ortaklığa katılmasını güçleştirir. Kadın üreticinin emeğinin görünür olması da aynı derecede önemli. Aile içinde yapılan işin ortaklık kayıtlarında yalnız bir kişinin adına yazılması, kimin çalıştığını unutturmamalı.
Yerel yönetimler ve meslek kuruluşları bu yapıları desteklerken kolay olanı seçmemeli. Herkese benzer bir bina yapmak yerine gerçekten eksik olan hizmeti belirlemek gerekir. Bir yerde analiz imkanı, başka bir yerde soğuk depolama veya satış bilgisi eksik olabilir. İhtiyaç aynı değilse destek de aynı kalıptan çıkmamalı. Üreticinin kullanmadığı bir yatırım, açılış fotoğrafı ne kadar güzel olursa olsun, tarladaki sorunu çözmez.
Burada bütün sorumluluğu kooperatiflere yüklemiyorum. Üreticinin gelirini etkileyen pek çok neden var. Ama beraberliğin kendiliğinden güç yaratacağını da sanmamalıyız. İyi işleyen bir ortaklık, insanlara hangi hizmeti verdiğini ve hangi riski azalttığını gösterebilmelidir. Üreticinin örgüte güvenebilmesi için yalnız niyet değil, işleyen bir düzen gerekir.
Ege'nin tarımını korumak, ürününü güzel sözlerle övmekten daha ciddi bir iş. Bir sonraki hasatta çiftçinin önüne bir seçenek daha koyabiliyorsak ilerleme sağlamışız demektir. O seçenek yoksa bütün övgüler, satış günü sessizce değerini kaybeder. Üreticinin hakkını konuşacaksak önce ona teklif reddedebilme gücü kazandıralım.



























