Haritaya bakıldığında Orta Koridor son derece güçlü bir fikir gibi görünür. Çin’den başlayıp Orta Asya’yı, Hazar’ı, Azerbaycan’ı, Gürcistan’ı ve Türkiye’yi aşarak Avrupa’ya uzanan bir ticaret hattı… Küresel tedarik zincirlerinin kırılganlaştığı bir dönemde bu güzergâh, bölge ülkeleri için tarihî bir fırsat sunuyor.
Fakat ticaret yolları yalnız demir raylardan, limanlardan ve kara yollarından oluşmaz. Bir yükün sınırda ne kadar beklediği, gümrük belgelerinin birbirini tanıyıp tanımadığı, taşıyıcının hangi kuralla karşılaşacağını önceden bilip bilmediği en az altyapı kadar önemlidir.
Bakü’nün bu denklemde özel bir yeri vardır. Azerbaycan, doğu ile batı arasındaki bağlantının Hazar üzerindeki kilit noktasıdır. Alat Limanı, demir yolu yatırımları ve enerji hatları yalnız Azerbaycan’a değil, Türkiye ile Türk dünyası arasındaki ekonomik bütünleşmeye de hizmet etmektedir.
Koridoru hat değil, sistem yapmak
Orta Koridor’un kalıcı biçimde tercih edilmesi için sınır geçişleri hızlanmalı, dijital gümrük uygulamaları ortaklaştırılmalı, liman ve demir yolu tarifeleri öngörülebilir olmalıdır. Taşıma kapasitesi büyürken çevresindeki şehirlerin, küçük işletmelerin ve üreticilerin de bu hareketten pay alması gerekir.
Enerji hatlarında edinilen iş birliği tecrübesi lojistikte de kullanılabilir. Ancak hedef yalnız transit geçişten ücret alan ülkeler olmak değildir. Koridorun çevresinde depolama, bakım, sigorta, finansman, işleme sanayii ve teknoloji hizmetleri geliştiğinde gerçek katma değer oluşur.
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki güçlü siyasi bağ bu süreç için önemli bir avantajdır. Şimdi bu avantajı ortak standartlara, ortak yatırımlara ve özel sektörün önünü görebildiği kurallara dönüştürme zamanıdır.
Yol yapmak başlangıçtır. O yolu güvenilir, hızlı ve üretken hâle getirmek ise devlet aklı ister. Orta Koridor’un geleceğini rayların uzunluğu değil, üzerinde taşınan güven belirleyecektir.




























YORUMLAR