“Afrika pazarı” diye konuştuğumuzda daha ilk cümlede hata yapma ihtimalimiz var. Kıta, tek bir pazar ya da tek bir ihtiyaç listesi değildir. Limana yakın bir şehirle iç bölgede tarımla yaşayan bir yerin öncelikleri aynı olamaz. Buna rağmen dışarıdan kurulan pek çok ticaret dili, coğrafyayı tek bir alıcı gibi görüyor.
Ham madde alıp işlenmiş ürünü geri satmak, kısa vadede kolay bir ticaret modeli olabilir. Uzun vadede değerin nerede üretildiği sorusunu açık bırakır. İşleme tesisleri, depolama, bakım hizmetleri, teknik eğitim ve yerel girişimlerin sözleşmeye katılımı yoksa yeni yatırımın kalıcı etkisi sınırlı kalabilir.
Türkiye’nin kıtayla kurduğu ilişkilerde de nicelik kadar niteliği konuşmalıyız. Kaç uçuş yapıldı, kaç anlaşma imzalandı? Bunlar başlangıç göstergeleri. Fakat yerel ortağın karar gücü var mı, işletme açıldığında çalışanlar beceri kazanıyor mu, ürün yerelde daha yüksek değerle satılabiliyor mu? Asıl sorular bunlar.
Ortaklık sözcüğünün içini doldurmak
Bir yatırımın yerel tedarik payı, eğitim hedefi ve çevresel yükümlülüğü anlaşılır biçimde ortaya konmalı. Sözleşmelerin kamu yararı açısından izlenmesi, yalnızca yatırım alan ülkenin görevi olarak bırakılamaz. Yatırımcı şirket de verdiği taahhüdün sonucunu göstermelidir. Aksi hâlde “kazan-kazan” ifadesi açıklama metinlerinde kalır.
Kıta içi ticareti geliştirmek isteyen ülkelerin gümrük, ulaştırma ve ödeme sistemlerinde karşılaştıkları sorunlar birbirinden farklıdır. Tek tip çözüm dayatmak yerine yerel işletmelerin anlattığı somut engelleri dinlemek gerekir. Sahel’de güvenlik, Afrika Boynuzu’nda deniz bağlantısı, Kuzey Afrika’da sanayi ve enerji gündemi farklı öncelikler doğurur; her birini aynı başlık altında eritmek analizi yoksullaştırır.
Afrika’nın genç nüfusunu yalnızca “potansiyel tüketici” olarak görmek de eksik bir bakıştır. Mühendis, öğretmen, üretici ve kurucu olarak karar masasında yer açıldığında iş birliği derinleşir. Kıtanın geleceğine ilişkin en iyi fikirler çoğu zaman dışarıdan getirilen sunumlarda değil, orada çalışan insanların çözmeye uğraştığı günlük sorunlarda bulunur.
İyi ticaret anlaşmasının ömrü imza töreninden uzundur. Birkaç yıl sonra fabrika çalışıyor, yerel şirket güçleniyor ve genç çalışan kazandığı beceriyle yeni iş kurabiliyorsa değer gerçekten orada kalmış demektir.




























YORUMLAR