Çukurova’nın toprağı yalnız ürün yetiştirmez; fabrikayı, ihracatı, taşımacılığı ve binlerce ailenin geçimini de besler. Adana’nın üretim gücü ile Mersin’in liman kapasitesi yan yana düşünüldüğünde Türkiye için büyük bir ekonomik imkân ortaya çıkar.
Ne var ki tarladan çıkan ürünün limana ulaşması, harita üzerinde göründüğü kadar kolay değildir. Hasat döneminde artan trafik, yetersiz depolama, soğuk zincirdeki kopukluk, yüksek taşıma maliyeti ve demir yolu bağlantılarının sınırlı kullanımı üreticinin kazancını azaltır. Ürün yetişmiştir, pazar hazırdır; fakat aradaki her gecikme değerden eksiltir.
Tarım politikası ile lojistik planlaması ayrı masalarda ele alındığında bedeli çiftçi öder. Hangi ürünün nerede üretileceği kadar, ne zaman ve hangi maliyetle pazara ulaşacağı da planlanmalıdır. Liman çevresindeki yatırımlar yalnız konteyner sayısını artırmaya değil, bölgedeki üreticiyi dünya pazarına daha güçlü bağlamaya hizmet etmelidir.
Çözüm, yeni yollar yapmaktan ibaret değildir. Üretici birliklerinin depolama imkânı güçlendirilmeli, soğuk zincir yaygınlaştırılmalı, demir yolu taşımacılığı gerçek bir seçenek hâline getirilmeli ve liman tarifeleri küçük üreticinin erişebileceği kadar şeffaf olmalıdır.
Çukurova’nın bereketi yalnız toprağın hediyesi değildir; doğru planlama isteyen millî bir değerdir. Tarlayla liman arasındaki mesafe kilometreyle değil, üreticinin kaybettiği gelirle ölçülür.




























YORUMLAR