Fon soruşturmasının belki de en önemli başlığı şeffaflıktır.
Çünkü finans sisteminde güven, rakamlardan daha değerlidir.
Bir yatırımcı bir fona parasını yatırırken aslında yalnızca bir finansal ürüne para vermez.
O sisteme güvenir.
Fonun yöneticisine güvenir.
Denetim mekanizmasına güvenir.
Devletin düzenleyici kurumlarına güvenir.
Bu güven sarsıldığı zaman sorun yalnızca kaybedilen para değildir.
İnsanların geleceğe ilişkin düşüncesi de değişir.
Fon soruşturmasıyla ilgili haberlerde çok sayıda yatırımcının ve yüksek miktardaki finansal varlığın etkilendiği bildiriliyor. (Euronews)
Bu nedenle bundan sonraki süreçte vatandaşın anlayabileceği açık bir bilgilendirme yapılması büyük önem taşıyor.
Hangi fonlarda ne oldu?
Hangi işlemler inceleniyor?
Hangi varlıklara neden tedbir konuldu?
Kimler hangi sıfatla soruşturuluyor?
Hangi iddialar kanıtlandı, hangileri yalnızca iddia aşamasında?
Kamuoyu bu soruların cevaplarını bilmek istiyor.
Çünkü belirsizlik söylentiyi büyütür.
Söylenti ise finans piyasalarında korkuyu büyütür.
Korku büyüdükçe güven azalır.
Güven azalınca ekonomik zarar daha da büyüyebilir.
Bu nedenle şeffaflık yalnızca gazetecilerin veya muhalefetin talebi değildir.
Şeffaflık, doğrudan ekonomik istikrarın da şartıdır.
Türkiye bu olaydan bir ders çıkaracaksa o ders yalnızca “Suç işleyen varsa cezalandırılsın.” olmamalıdır.
Bunun yanında “Sistem nasıl daha güvenli hâle getirilir?” sorusunun da cevabı verilmelidir.
Çünkü sağlam ekonomi yalnızca yüksek rakamlardan oluşmaz.
Sağlam ekonomi, vatandaşın parasını teslim ettiği sisteme güvenebilmesidir.




























YORUMLAR