Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
    İhsan Erz
    İhsan Erz

    BİR PROGRAM YAYIMLANDIĞINDA İŞ BİTER Mİ? TÜRKİYE’NİN SONUÇ ODAKLI YÖNETİM SINAVI

    Bir vatandaş için devletin hazırladığı bir programın değeri, belgeyi okuduğu gün değil, hayatında neyin değiştiğini gördüğü gün anlaşılır. Bir izin süresi kısaldığında, bir okulun ihtiyacı zamanında karşılandığında veya bir hizmete ulaşmak kolaylaştığında büyük hedeflerin gündelik karşılığı ortaya çıkar.

    27 Ekim’de yayımlanan 2027 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı, ekonomik ve sektörel politikalarla bunların uygulanmasına yönelik adımları içeriyor. Strateji ve Bütçe Başkanlığı, programdaki tedbirlerin üçer aylık dönemler hâlinde izlenip değerlendirileceğini belirtiyor. Bu açıklama bana önemli bir soruyu hatırlatıyor: İlerlemenin gerçekten ne anlama geldiğini vatandaş da görebilecek mi?

    Plan yapılmasını önemsiyorum. Ortak hedefi olmayan kurumların aynı yöne hareket etmesi kolay değildir. Ancak bir programın yayımlanması, içindeki bütün hedeflerin gerçekleştiği anlamına gelmez. Belgenin başlangıçla sonuç arasındaki yolculuğu, en az hedeflerin kendisi kadar dikkatle izlenmelidir.

    Faaliyeti saymak ile sonucu görmek

    Bir eğitim programına kaç kişinin katıldığını bilmek faydalıdır. Fakat katılanların öğrendiklerini kullanıp kullanamadığı, işe erişimlerinin değişip değişmediği ve program bittikten sonra hangi desteği aldıkları da önemlidir. Aynı şekilde bir dijital hizmetin açılmasıyla insanların onu kolayca kullanabilmesi arasında mesafe olabilir.

    Başarıyı yalnızca toplantı, tesis veya başvuru sayısına indirgediğimizde o mesafe görünmez kalır. Bir hizmet açılmış olabilir; ancak ulaşım güçlüğü, anlaşılmayan kurallar veya eksik personel nedeniyle ihtiyacı olan kişiye ulaşmıyor olabilir. Ölçülmesi zor diye bu soruları bir kenara bırakamayız.

    Her politikanın sonucunu birkaç ayda görmek de mümkün değildir. Bazı yatırımların etkisi yıllar sonra ortaya çıkar; bazılarının sonuçları da dış koşullardan etkilenir. Bu nedenle dürüst bir değerlendirme, hem erken göstergeleri hem de uzun vadeli sonuçları takip etmeli ve neyin henüz bilinmediğini açıkça söylemelidir.

    Vatandaşın anlayacağı bir hesap

    Ben kamu programlarının daha anlaşılır biçimde izlenebilmesini önemsiyorum. Bir hedef için hangi kurum sorumlu, hangi aşamaya gelindi, gecikme varsa nedeni ne ve sonraki adım nedir? Bu bilgilerin sade, düzenli ve karşılaştırılabilir sunulması hem güveni hem de öğrenmeyi güçlendirebilir.

    Üç ayda bir izleme yapıldığının açıklanması kıymetli bir çerçeve sunuyor. Bunun vatandaşın görebileceği sonuçlara nasıl dönüşeceği ise ayrıca önem taşıyor. Burada programın bütün ayrıntılarının belirli bir yöntemle yayımlanacağını iddia etmiyorum; kamuoyunun takip edebileceği açık bir anlatımın yararlı olacağını savunuyorum.

    Yerelde çalışan öğretmen, sağlık çalışanı, işletme sahibi veya üretici de uygulamadaki aksaklığı zamanında aktarabilmeli. Geri bildirim yalnızca şikâyet toplamak değildir. Doğru sorular sorulduğunda, merkezde hazırlanan bir kararın sahada neden beklendiği gibi işlemediğini anlamanın yoludur.

    Güçlü yönetim, her hedefe ilk denemede ulaşmış gibi görünmek zorunda değildir. Hangi hedefe ulaşıldığını, hangisinde zorlanıldığını ve neyin değiştirileceğini açıklayabilmelidir. Çünkü güven, kusursuzluk iddiasından çok, sorun görüldüğünde sorumluluk alınmasıyla büyür.

    Türkiye’nin vizyonu belgelerdeki büyük cümlelerle başlayabilir. O vizyonun kalıcılığı ise sıradan bir günün sonunda vatandaşın hayatına değen sonuçlarla belirlenir. Programı yayımlamak ilk adımdır; toplumun asıl ihtiyacı, o programın açık bir hesap ve sürekli öğrenmeyle yaşama dönüşmesidir.

    YAZARLAR
    TÜMÜ

    SON HABERLER