Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
    Adnan Fişenk
    Adnan Fişenk

    GAZZE’DE İNSANLIK SINANIYOR: BİR ÇOCUĞUN YAŞAMA HAKKI

    Bir çocuğun dünyaya geldiği gün, hangi ülkede doğduğuna, hangi dili konuştuğuna veya hangi inanca sahip olduğuna bakılmaz. O çocuk için ailesinin hayalleri vardır; büyümek, okula gitmek, oyun oynamak, sevmek ve sevilmek vardır. Ne yazık ki Gazze’de binlerce çocuk için bu hayallerin yerini korku, yıkım, açlık, hastalık ve kayıp aldı.

    Bir annenin evladını koruyamama korkusu, bir babanın enkaz altında kalan ailesine ulaşamamanın çaresizliği, bir dedenin torunlarının geleceğini görememe endişesi… Bunlar herhangi bir siyasi tartışmanın konusu değil, insanlığın ortak vicdanının meselesidir.

    Gazze’de evler yıkılırken yalnızca beton duvarlar çökmüyor. Ailelerin anıları, çocukların güven duygusu ve insanların yarına ilişkin umutları da ağır darbeler alıyor. Bir okulun, hastanenin veya yaşam alanının zarar görmesi, toplumun yeniden ayağa kalkmasını zorlaştırıyor. Bir çocuğun ailesini kaybetmesi ise hiçbir yeniden inşa projesiyle kolayca telafi edilemeyecek bir acı bırakıyor.

    Birleşmiş Milletler ve uluslararası kuruluşların 20 Nisan 2026’da yayımladığı Gazze hasar ve ihtiyaç değerlendirmesi, yüz binlerce konutun yıkıldığını veya zarar gördüğünü, hastanelerin yarısından fazlasının işlevsiz kaldığını ve yaklaşık 1,9 milyon kişinin yerinden edildiğini ortaya koydu. Bu tablo, insani krizin büyüklüğünü açıkça gösteriyor.

    Burada sorulması gereken soru şudur: İnsan hayatı ne zaman siyasi hesapların gerisine itildi?

    Hiçbir devletin güvenlik gerekçesi, sivillerin gelişigüzel hedef alınmasını meşru kılamaz. Hiçbir silahlı grubun eylemi, başka bir halkın tamamını cezalandırmanın gerekçesi olamaz. Uluslararası insancıl hukuk, çatışmanın taraflarına sivillerle savaşanlar arasında ayrım yapma, sivilleri koruma ve yardım ihtiyacı içindeki insanlara ulaşılmasını sağlama yükümlülüğü getirir.

    Bu ilke yalnızca bir taraf için değil, herkes için geçerlidir.

    Gazze’de bebeklerin, çocukların, kadınların, yaşlıların, hastaların ve yaralıların korunması gerektiğini söylerken bir halkı diğerine düşman etmek istemiyoruz. Tam tersine, insan hayatının değerini savunuyoruz. İsrailli sivillerin de Filistinli sivillerin de yaşam hakkı vardır. Ancak eşit insanlık değeri, yaşanan ihlaller karşısında sessiz kalmak anlamına gelmez.

    İşgalin, zorla yerinden edilmenin, sivillere yönelik saldırıların ve insani yardıma erişimi engelleyen uygulamaların her biri hukukun ölçüleriyle incelenmeli; sorumlular kim olursa olsun hesap vermelidir.

    Dünyanın güçlü devletleri, açıklama yapmanın ötesine geçmek zorundadır. Çocukların korunması, insani yardımın ulaştırılması, sağlık hizmetlerinin yeniden işler hâle getirilmesi ve kalıcı bir barışın kurulması için etkili adımlar atılmalıdır.

    Gazze’deki bir çocuğun hayatı, dünyanın başka bir yerindeki çocuğun hayatından daha değersiz değildir. Bir annenin gözyaşının pasaportu, bir bebeğin acısının milliyeti yoktur.

    Bugün insanlık, Gazze’de yalnızca Filistin halkının geleceği hakkında karar vermiyor. Kendi değerlerini, adalet anlayışını ve çocuklara bırakacağı dünyayı da belirliyor.

    Bir çocuğun yaşama hakkı tartışma konusu olamaz. İnsanlığın gerçek ölçüsü, en savunmasız olanı koruyabildiği yerde ortaya çıkar.

    YAZARLAR
    TÜMÜ

    SON HABERLER