Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
    Adnan Fişenk
    Adnan Fişenk

    GAZZE’DE AÇLIK VE SUSUZLUK: YARDIMIN ULAŞMASI BİR İNSANLIK GÖREVİDİR

    Bir bardak temiz suyun, bir dilim ekmeğin veya bir bebeğin ihtiyaç duyduğu mamanın değerini, bunlara her gün ulaşabilen insanlar çoğu zaman düşünmez. Oysa savaşın ortasında yaşayan bir aile için bu ihtiyaçlar, hayat ile ölüm arasındaki çizgiye dönüşebilir.

    Gazze’de yaşanan insani krizin en ağır boyutlarından biri, insanların yeterli ve güvenli gıdaya, temiz suya ve temel sağlık hizmetlerine erişimindeki büyük güçlüklerdir.

    Bir annenin bebeğini doyurmak için gerekli gıdayı bulamaması, yaşlı bir insanın temiz suya ulaşmakta zorlanması veya yaralı bir kişinin tedavi için gereken malzemeden mahrum kalması, hiçbir toplumun kabullenmemesi gereken bir tablodur.

    Birleşmiş Milletler Çevre Programının 2025 tarihli değerlendirmesi, Gazze’de su kaynaklarının ciddi biçimde azaldığını ve önemli bölümünün kirlendiğini ortaya koydu. Atık su arıtma sistemlerinin işlemez hâle gelmesi, boru hatlarının zarar görmesi ve yer altı sularının kirlenme riski, yalnızca günlük yaşamı değil, halk sağlığını da tehdit ediyor.

    Gıda üretimi açısından da durum ağırdır. Tarım alanlarının zarar görmesi, kuyuların kullanılamaması, seraların ve hayvancılık tesislerinin yıkılması, balıkçılığın aksaması ve tarımsal üretimin daralması, Gazze’nin kendi gıdasını üretme kapasitesini zayıflatıyor.

    Böyle bir ortamda insani yardımın düzenli ve güvenli biçimde ulaştırılması yaşamsal önem taşır. Gıda, su, ilaç, bebek maması, hijyen malzemesi ve yakıt gibi temel ihtiyaçların insanlara erişmesi sağlanmalıdır. Yardım konvoylarının güvenliği korunmalı, sağlık kuruluşlarının çalışabilmesi için gereken malzemelerin girişine imkân verilmelidir.

    İnsani yardım, siyasi pazarlıkların aracı hâline getirilmemelidir. Sivillerin temel ihtiyaçları, hangi siyasi görüşe sahip olduklarından veya hangi bölgede yaşadıklarından bağımsız olarak karşılanmalıdır.

    Dünya ülkeleri yardım gönderirken yalnızca miktara odaklanmamalıdır. Bu yardımların gerçekten ihtiyaç sahiplerine ulaşıp ulaşmadığı, dağıtım sırasında güvenliğin sağlanıp sağlanmadığı ve gıda maddelerinin korunup korunmadığı da takip edilmelidir. Yardımların yağmalanması, kasıtlı biçimde tahrip edilmesi veya ihtiyaç sahiplerine ulaşmasının engellenmesi yönündeki iddialar, somut delillerle araştırılmalı ve gerekli hukuki süreçler işletilmelidir.

    Bir çuval unun kullanılamaz hâle gelmesi, bir su tankının zarar görmesi veya bir ilaç sevkiyatının hedefine ulaşamaması, kâğıt üzerinde yalnızca bir lojistik kayıp gibi görünebilir. Oysa bu kayıpların gerçek karşılığı, ilacını alamayan bir hasta, aç kalan bir çocuk veya temiz su bulamayan bir ailedir.

    Savaşın tarafları, sivillerin yaşamını sürdürmesi için gerekli temel hizmetlerin korunmasına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmelidir. Uluslararası toplum da bu yükümlülüklerin uygulanmasını sağlamak için etkili diplomatik ve insani adımlar atmalıdır.

    Gazze’nin geleceği yalnızca yeni binaların yapılmasına bağlı değildir. Güvenli su şebekeleri, çalışan hastaneler, ulaşılabilir gıda, işleyen tarım alanları ve kesintisiz insani yardım olmadan hayatın yeniden kurulması mümkün değildir.

    İnsanlık, açlığın ve susuzluğun kader olarak kabul edilmesine izin vermemelidir.

    Bir çocuğa ulaştırılan su, bir bebeğe verilen mama, bir hastaya ulaştırılan ilaç; insanlığın sözden eyleme geçtiğinin en somut göstergesidir. Gazze’ye yardım ulaştırmak bir lütuf değil, insani bir sorumluluktur.

    YAZARLAR
    TÜMÜ

    SON HABERLER