Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
    Adnan Fişenk
    Adnan Fişenk

    KARDEŞLİĞİN SINIRLARI HARİTALARDA DEĞİL, GÖNÜLLERDEDİR

    Bazı ilişkiler vardır; diplomatik protokollerle kurulmaz, anlaşma metinleriyle başlamaz, makam odalarında şekillenmez.

    Bazı ilişkiler vardır ki tarih onları zaten birbirine bağlamıştır.

    Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişki tam da böyledir.

    Son günlerde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaşananlar üzerinden Azerbaycan’a yönelik çeşitli eleştiriler gündeme geliyor. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda ülke, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun konuşması sırasında protesto amacıyla Genel Kurul salonunu terk ederken Azerbaycan heyetinin salonda kalması, farklı yorumlara neden oldu. (AA)

    Elbette devletlerin diplomatik tutumları tartışılabilir. Her ülkenin attığı adım değerlendirilebilir.

    Ama bir devletin diplomatik tercihi üzerinden iki halkın kardeşliğini tartışmaya açmak başka bir şeydir.

    Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağ, bir günlük diplomatik görüntüden çok daha eskidir.

    Çanakkale’den Bakü’ye, Bakü’den Anadolu’ya uzanan bir tarih vardır.

    Acımız ortak, sevincimiz ortaktır.

    Bu nedenle bugün yapılması gereken, iki ülke halkının arasına yeni duvarlar örmek değil; mevcut kardeşlik köprülerini daha da sağlamlaştırmaktır.

    Çünkü Türkiye-Azerbaycan ilişkisi yalnızca devletler arası bir ilişki değildir.

    Bu ilişkinin merkezinde halkların birbirine duyduğu gönül bağı vardır.

    Birleşmiş Milletler salonunda hangi ülkenin oturduğu veya hangi ülkenin dışarı çıktığı elbette diplomatik açıdan konuşulabilir.

    Fakat Bakü ile Ankara arasındaki kardeşliği bir salonun kapısına sıkıştırmak, bu tarihi ilişkinin gerçek anlamını görmemektir.

    Bizim meselemiz farklılıkları yok saymak değil.

    Farklılıklarımızı kardeşlik içinde konuşabilmektir.

    Çünkü kardeşlik, her konuda aynı düşünmek değildir.

    Kardeşlik; farklı düşündüğümüzde birbirimizi düşman ilan etmemektir.

    Bugün Türkiye ile Azerbaycan’ın ihtiyacı olan da budur.

    Daha fazla ayrıştırma değil, daha fazla dayanışma.

    Daha fazla şüphe değil, daha fazla güven.

    Çünkü iki devletin gücü kadar, iki milletin birbirine duyduğu güven de önemlidir.

    “Bir millet, iki devlet” sözü sadece güzel bir slogan değildir.

    Bu sözün arkasında tarih vardır, fedakârlık vardır, gözyaşı vardır, ortak gelecek vardır.

    Ve bu ortak gelecek, günlük tartışmalardan çok daha değerlidir.

    Türkiye ile Azerbaycan arasına kimsenin gölge düşürmesine izin vermemeliyiz.

    Eleştiri olabilir.

    Soru olabilir.

    Farklı görüş olabilir.

    Ama kardeşlikten vazgeçmek olmamalıdır.

    Çünkü bazı bağlar vardır ki siyaset değişir, hükümetler değişir, gündemler değişir ama milletlerin hafızasında yaşamaya devam eder.

    Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağ da işte böyle bir bağdır.

    Bir millet, iki devlet…

    Ve bu kardeşlik, yarınlara da birlikte taşınmalıdır.

    YORUMLAR

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    YAZARLAR
    TÜMÜ

    SON HABERLER