Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
    İhsan Erz
    İhsan Erz

    DİYARBAKIR’IN GENÇLERİ NEDEN GELECEĞİ BAŞKA ŞEHİRLERDE ARIYOR?

    Diyarbakır’da gençlerle sohbet ettiğimde konu bir süre sonra mutlaka başka bir şehre geliyor. Biri İstanbul’u, biri Ankara’yı, bir başkası İzmir’i ya da Almanya’yı düşünüyor. Henüz gitmemiş olanlar bile gitme ihtimalini hep akıllarının bir köşesinde tutuyor. Bu şehirde büyümüşler; aileleri, arkadaşları, bütün hatıraları burada. Yine de geleceklerini başka bir yerde kurmayı planlıyorlar.

    Bir gencin başka bir şehre gitmesi elbette kendi başına bir sorun değil. Eğitim için, iş için, dünyayı görmek için gitmek hem doğal hem gerekli. Sorun, gitmenin bir tercih olmaktan çıkıp bir mecburiyet gibi hissedilmeye başlaması. “Başka bir yerde yaşamak istiyorum” demekle “Burada kalırsam ilerleyemem” demek arasında büyük fark var.

    Rakamlar ne söylüyor?

    TÜİK’in gençlik verilerine göre Türkiye’de yaklaşık her 14 gençten biri iller arasında göç ediyor. Göç nedenleri arasında eğitim kadar iş bulmak ve işe başlamak da önemli bir yer tutuyor. Bu veri yalnızca Diyarbakır’a ait değil; ama şehrimizde sokakta duyduğumuz cümlelerin ülke çapında daha büyük bir hareketin parçası olduğunu gösteriyor.

    Diyarbakır’ın durumu ise kendi koşulları içinde değerlendirilmeli. Bu şehrin genç bir nüfusu, iki üniversitesi, büyüyen bir ticaret hayatı, organize sanayi bölgeleri, bölgesel ölçekte güçlü bir sağlık sektörü, turizm ve tarım potansiyeli var. Kâğıt üzerinde bir gencin geleceğini kurabileceği pek çok alan görünüyor. Ama gençlerin hayatı kâğıt üzerinde yaşanmıyor.

    İŞKUR’un Diyarbakır işgücü piyasası araştırmasına göre ildeki açık işlerin yaklaşık yüzde 47’sinde belirli bir eğitim düzeyi aranmıyor; lisans mezunu talep edilen işlerin payı ise oldukça sınırlı. Bu rakam tek başına şehri anlatmaya yetmez, ama önemli bir soruyu gündeme getirir: Üniversiteden mezun olan gençlerle şehirde oluşan işler birbirine ne kadar uyuyor?

    Bir gence iş bulabilirsiniz. Ama o iş ona meslek kazandırmıyor, uzmanlaşma imkânı sunmuyor, zamanla gelirini ve sorumluluğunu artırabileceği bir yol göstermiyorsa, genç fırsatı başka yerde aramaya devam eder. Gençleri bir şehirde tutan şey yalnızca bir iş değil, geleceğe dair bir umut.

    Bu umudun parçaları da yalnızca maaştan ibaret değil. Gençler kendilerini geliştirebilecekleri bir çevre, sosyal hayat, kültür, sanat ve spor imkânları, farklı insanlarla tanışabilecekleri ortamlar, bir fikirleri olduğunda onu deneyebilecekleri bir zemin istiyor. Her şeyden önce de emekleriyle ilerleyebileceklerine inanmak istiyorlar.

    İstanbul’a giden bir Diyarbakırlı genç orada daha yüksek kira ödüyor, trafikte saatler kaybediyor, ailesinden uzakta yaşıyor. Buna rağmen gidiyorsa, mesele konfor değil; önünde bir yol görmek.

    İstanbul olmak zorunda değiliz

    Diyarbakır’ın İstanbul’la yarışması gerekmiyor. Gereken, kendi ekonomik karakterini daha güçlü biçimde kurması. Karacadağ Kalkınma Ajansı’nın 2024-2028 Bölge Planı da genç istihdamını, göçün azaltılmasını ve eğitimle işgücü piyasası arasındaki uyumu bölgenin temel meseleleri arasında sayıyor. Planda turizm, sağlık, lojistik, bilişim ve yazılımın yanında tekstil, gıda, mobilya, ayakkabı, tarım ve enerji gibi alanlarda nitelikli işgücü geliştirilmesi öneriliyor.

    Bu yol haritasını somutlaştırmak gerekiyor. Bilişimden söz ediyorsak birkaç eğitim programıyla yetinmeyip buradan Türkiye’ye ve dünyaya hizmet satan şirketlerin sayısını artırmayı hedeflemeliyiz. Sağlıkta bölgesel merkez olduğumuzu söylüyorsak sağlık turizmini, uluslararası hasta hizmetlerini ve yan sektörleri birlikte büyütmeliyiz. Tarım şehriysek ürünü yalnızca tarladan çıkarmayı değil; işleyen, markalaştıran, paketleyen ve ihraç eden işletmeleri konuşmalıyız. Ham ürünü şehirden gönderdiğimizde, o ürünün etrafında oluşabilecek mühendislik, pazarlama, tasarım ve dış ticaret işlerini de başka şehirlere göndermiş oluyoruz.

    Yanlış anlaşılmak istemem: Kimsenin Diyarbakır’dan ayrılmaması gerektiğini söylemiyorum. Gençler gitsin, Ankara’da okusun, Berlin’de çalışsın, Amerika’da şirket kursun. Ben de yıllarca Amerika’da yaşadım. Ama bir gün önlerine Diyarbakır seçeneği geldiğinde, bunu yalnızca memleket özlemiyle değil, burada da iyi bir iş ve büyüyebilecekleri bir gelecek görerek değerlendirebilsinler.

    Bunun için belediyeden üniversitelere, iş dünyasından meslek kuruluşlarına kadar herkesin gençlere aynı soruyu sorması gerekiyor: “Burada kalmanız için ne eksik?” Cevapların bir kısmı hoşumuza gitmeyebilir. Ama bu cevapları duymadan hazırlanan hiçbir gençlik projesi gerçek hayatta karşılık bulmaz.

    Diyarbakır’ın gençleri bu şehrin önümüzdeki yirmi yılının insan kaynağı. Onları bugün kaybedersek bunun bedelini yarın, işletmeler çalışan bulamadığında ve yeni sektörler uzman aradığında ödeyeceğiz.

    YORUMLAR

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    YAZARLAR
    TÜMÜ

    SON HABERLER