Bazen bir insanın söylediği tek cümle, yıllarca unutulmaz.
Özellikle o cümleyi söyleyen kişi, hayatının önemli bir bölümünü vatan için fedakârlık yaparak geçirmişse…
Bir gazinin anlattığı her hatıra, yalnızca kişisel bir anı değildir.
O hatıranın içinde bir dönem vardır.
Bir görev vardır.
Bir mücadele vardır.
Bir aile vardır.
Ve bir ülkenin yakın tarihi vardır.
Bu nedenle gazilerimizin hatıralarını dinlemek, aslında milletimizin hafızasını canlı tutmaktır.
19 Eylül’ün tarihî anlamı da bize bunu hatırlatıyor. 1921 yılında Sakarya Zaferi’nin ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi, Mustafa Kemal Paşa’ya Mareşal rütbesi ve Gazi unvanı verdi.
Bugün yaşayan gazilerimizin her biri, bu hafızanın farklı bir sayfasıdır.
Kimisi cephede yaşadıklarını anlatır.
Kimisi arkadaşlarını hatırlar.
Kimisi yıllar önce yaşadığı bir olayı hâlâ dün gibi hatırlar.
Kimisi ise bütün bunları çok fazla konuşmadan, sessizce hayatına devam eder.
İşte o sessizliğin de dinlenmeye ihtiyacı vardır.
Gazilerimizi dinlemek, onlara sadece saygı göstermek değil; geçmişimizin sesini geleceğe taşımaktır.
Belki de bugün yapmamız gereken en anlamlı şeylerden biri budur:
Gazilerimizin hatıralarını kayıt altına almak.
Fotoğraflarını, belgelerini, anılarını geleceğe bırakmak.
Çünkü insan hayatı sona erer; fakat hatıralar yaşatılırsa bir milletin hafızası yaşamaya devam eder.
19 Eylül Gaziler Günü’nde bütün gazilerimizi saygıyla selamlıyorum.
Ebediyete intikal eden gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.
Ve hayatta olan gazilerimize bir kez daha teşekkür ediyorum:
Anlattığınız her hatıra, bu milletin hafızasına bırakılmış değerli bir emanettir.
Adnan Fişenk
Gazeteci-Yazar
TBMM Parlamento Muhabiri




























YORUMLAR