Futbolun en büyük sermayesi para değildir.
Güvendir.
Bir taraftar takımının maçını izlerken hakemin kararlarının adil olduğuna inanmak ister.
Bir futbolcu sahaya çıkarken göstereceği performansın karşılığını alacağına inanmak ister.
Bir hakem ise çalıştığında, sınavını geçtiğinde, başarılı olduğunda ve objektif değerlendirildiğinde önünün açık olduğunu bilmek ister.
İşte bu nedenle MHK soruşturması yalnızca birkaç kişinin adli süreci olarak görülmemelidir.
Dosyada bazı hakemlerin objektif ve gerekçeli karar gösterilmeden klasman dışı bırakıldığı, bazılarına görev verilmediği veya görevlerinin azaltıldığı, bazı kişilere ise ayrıcalık tanındığı iddiaları bulunuyor.
Eğer bu iddialar doğru değilse, soruşturma sonucunda gerçek ortaya konulmalıdır.
Eğer iddiaların bir bölümü veya tamamı delillerle doğrulanırsa, o zaman sistemdeki sorunun yalnızca kişilerle sınırlı olup olmadığı da araştırılmalıdır.
Çünkü kişileri değiştirmek kolaydır.
Asıl mesele sistemi değiştirebilmektir.
Futbolun bütün paydaşları aynı soruyu sormalıdır:
Hakemler hangi ölçüye göre değerlendiriliyor?
Klasmanlar hangi kriterlere göre belirleniyor?
Atamalar hangi sistemle yapılıyor?
Sınavlar gerçekten eşit şartlarda mı gerçekleştiriliyor?
Bütün bu soruların cevapları açık ve anlaşılır olmalıdır.
Şeffaflık varsa tartışma azalır.
Şeffaflık yoksa en doğru karar bile tartışmalı hâle gelir.
Türk futbolunun yeniden güven kazanması için yapılması gereken bellidir:
Kurallar açık olacak.
Kriterler belli olacak.
Değerlendirme objektif olacak.
Ve kimseye makamı, ilişkisi veya çevresi nedeniyle ayrıcalık tanınmayacak.
Futbol ancak böyle yeniden güven kazanabilir.




























YORUMLAR