21. YÜZYIL FİŞENK YORUMLARI
MEKKE’DEN YENİ GÜÇ DENKLEMİ:
TÜRKİYE HANGİ MASAYI KURUYOR?
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın güvenlik iş birliği; Mısır’ın olası katılımı ve başka ülkelere açık bırakılan kapı, Ortadoğu’da yeni bir dönemin başlangıcı olabilir mi?
Ortadoğu’da yeni bir dönem mi başlıyor?
Bu sorunun cevabını bugün vermek kolay değil.
Ancak bazı gelişmeler vardır ki, gerçekleştiği anda değil, birkaç yıl sonra taşıdığı anlam daha iyi anlaşılır.
Mekke’de Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında ortaya çıkan yeni güvenlik iş birliğini de böyle bir gelişme olarak görmek mümkün.
Çünkü burada sadece üç ülke yan yana gelmiyor.
Üç farklı stratejik kapasite aynı masaya geliyor.
Türkiye’nin savunma sanayii…
Suudi Arabistan’ın ekonomik gücü…
Pakistan’ın nükleer caydırıcılığı…
Bu tabloyu sadece askeri bir anlaşma olarak okumak, meselenin önemli bir bölümünü gözden kaçırmak olur.
YENİ DÖNEMİN İTTİFAKLARI
21. yüzyılın ittifakları geçmiş yüzyıldakilerden farklılaşıyor.
Devletler artık yalnızca askeri tehditlere karşı değil; ekonomik krizlere, enerji güvenliğine, teknoloji bağımlılığına ve bölgesel istikrarsızlığa karşı da ortaklıklar geliştiriyor.
Bu nedenle Mekke’deki iş birliğinin gerçek anlamını anlayabilmek için “İslam NATO’su” gibi tek bir tanımlamaya sıkışmamak gerekiyor.
Belki daha doğru ifade şudur:
Yeni bir bölgesel güvenlik ve caydırıcılık zemini.
İRAN VE İSRAİL DENKLEMİ
Bölgedeki mevcut şartlar nedeniyle Mekke Anlaşması’nın İran ve İsrail açısından ne anlama geldiği de tartışılacaktır.
Ancak burada dikkatli olmak gerekiyor.
Bu yapının doğrudan İran’a veya İsrail’e karşı oluşturulduğunu söylemek, anlaşmanın kapsamını olduğundan daha dar bir çerçeveye sokabilir.
Asıl mesele, bölge ülkelerinin kendi güvenlik kapasitelerini artırma arayışıdır.
Caydırıcılığın amacı her zaman savaşmak değildir.
Bazen güçlü olmak, savaşı engellemenin en önemli yollarından biridir.
Türkiye’nin yaklaşımı açısından da bu ayrım son derece önemlidir.
DÖRT AYAKLI BİR DENKLEM Mİ?
Bugün masada üç ülke bulunuyor.
Ancak gelecekte bu yapının genişleyebilme ihtimali dikkat çekiyor.
Burada Mısır özellikle önem kazanıyor.
Mısır’ın olası katılımı gerçekleşirse, güvenlik denkleminin coğrafi ağırlığı daha da artacaktır.
Türkiye…
Suudi Arabistan…
Pakistan…
Mısır…
Bu dört ülkenin sahip olduğu coğrafi konum, askeri kapasite, ekonomik güç ve stratejik imkânlar birlikte düşünüldüğünde, ortaya bölgesel ölçekte ciddi bir potansiyel çıkabilir.
Fakat tekrar belirtelim:
Mısır’ın katılımı bugün için bir ihtimal olarak değerlendirilmelidir; kesinleşmiş bir gelişme gibi sunulmamalıdır.
İTTİFAK KAPISI DİLEYEN HER ÜLKEYE AÇIK BİR YAPI
Daha da önemlisi, bu iş birliğinin başka ülkelerin katılımına açık olması ihtimali.
İşte bu durum Mekke Anlaşması’nın geleceğini belirleyebilecek en önemli unsurlardan biri.
Çünkü bir yapı büyüdükçe yalnızca üye sayısı artmaz.
Stratejik ağırlığı da artar.
Üç ülkenin oluşturduğu güvenlik kapasitesi ile beş veya altı ülkenin oluşturduğu kapasite aynı değildir.
Bu nedenle Mekke’de başlayan iş birliğinin gelecekte nasıl kurumsallaşacağı, Ortadoğu’nun güvenlik haritası açısından önem taşıyor.
TÜRKİYE NEDEN MERKEZDE?
Çünkü Türkiye artık sadece coğrafi konumu nedeniyle değil, savunma sanayii kapasitesi nedeniyle de bölgesel güvenlik hesaplarının merkezinde.
Türkiye’nin geliştirdiği savunma teknolojileri, ülkenin dış politika araçlarından biri haline geldi.
Bu durum Türkiye’ye iki önemli avantaj sağlıyor:
Caydırıcılık ve müzakere gücü.
Savunma sanayii güçlenen bir Türkiye, yalnızca askeri açıdan değil, diplomatik açıdan da daha geniş bir hareket alanına sahip oluyor.
Mekke Anlaşması bu açıdan Türkiye için yeni ortaklıklar, ortak üretim imkânları, teknoloji transferleri ve savunma sanayii yatırımları açısından önemli fırsatlar yaratabilir.
PAKİSTAN’IN NÜKLEER GÜCÜ
Pakistan’ın nükleer kapasitesi ise bu yapının stratejik boyutunu farklılaştırıyor.
Burada Türkiye açısından yanlış anlaşılmaması gereken önemli bir nokta var:
Pakistan’ın nükleer kapasitesinin oluşturduğu caydırıcılık ortamından yararlanmak, Türkiye’nin nükleer silaha sahip olduğu anlamına gelmez.
Ancak böyle bir ülkenin güvenlik yapılanmasının içerisinde bulunması, ortak güvenlik denklemine farklı bir stratejik ağırlık kazandırabilir.
SUUDİ ARABİSTAN’IN EKONOMİK GÜCÜ
Suudi Arabistan’ın ekonomik kapasitesi de aynı ölçüde önemli.
Çünkü modern savunma sistemlerinin geliştirilmesi, üretimi ve sürdürülebilirliği büyük ekonomik kaynak gerektiriyor.
Türkiye’nin teknoloji ve savunma sanayii kapasitesi ile Suudi Arabistan’ın finansal gücünün buluşması, uzun vadede sadece savunma alanında değil; yüksek teknoloji ve sanayi alanında da yeni iş birlikleri doğurabilir.
NATO’DAN KOPUŞ DEĞİL
Türkiye’nin NATO üyeliği devam ediyor.
Bu nedenle Mekke Anlaşması’nı Türkiye’nin NATO’dan uzaklaşması şeklinde değerlendirmek doğru olmaz.
Türkiye aynı anda farklı bölgesel ve küresel ortaklıklar kurabilir.
Önemli olan bu ortaklıkların birbirleriyle çatışan değil, Türkiye’nin güvenliğini ve stratejik hareket alanını güçlendiren bir yapıya dönüştürülmesidir.
ASIL MESELE: YENİ BİR MASA
Bence Mekke Anlaşması’nı önemli kılan en temel unsur burada.
Türkiye artık yalnızca başkalarının kurduğu masalarda kendisine ayrılan sandalyeyi bekleyen bir ülke olmak istemiyor.
Kendi masasını da kurmak istiyor.
Mekke’deki gelişme bu açıdan okunabilir.
Türkiye’nin savunma sanayii gücü…
Suudi Arabistan’ın ekonomik kapasitesi…
Pakistan’ın nükleer caydırıcılığı…
Mısır’ın olası katılımı…
Ve başka ülkelerin katılımına açık kapı…
Bütün bunlar birleştiğinde, karşımıza henüz başlangıç aşamasında olan fakat gelecekte daha büyük anlam kazanabilecek bir bölgesel güvenlik mimarisi çıkıyor.
SON SÖZ
Bugün Mekke’de başlayan sürecin yarın nereye varacağını bilmiyoruz.
Ama şunu biliyoruz:
Ortadoğu’nun güvenlik haritası değişiyor.
Yeni ortaklıklar kuruluyor.
Yeni güç merkezleri ortaya çıkıyor.
Ve Türkiye bu değişimin dışında kalmak yerine, değişimin yönünü etkileyebilecek aktörlerden biri olmak istiyor.
Bu nedenle Mekke Anlaşması’nı sadece bugünün anlaşması olarak değil, yarının ihtimallerini gösteren bir başlangıç olarak okumak gerekiyor.
Belki de birkaç yıl sonra bugüne dönüp baktığımızda şöyle diyeceğiz:
“Yeni bölgesel güç dengelerinin temellerinden biri Mekke’de atılmıştı.”
ARAŞTIRMACI EDİTÖRÜN NOTU
21. yüzyılda güç artık tek başına askeri kapasiteyle ölçülmüyor.
Ekonomi…
Teknoloji…
Savunma sanayii…
Enerji…
Diplomasi…
Ve stratejik ortaklıklar…
Bunların tamamı aynı güç denkleminde birleşiyor.
Mekke Anlaşması’nı bu nedenle yalnızca bir savunma iş birliği olarak değil, bölgede oluşabilecek yeni güç mimarisinin küçük ama dikkat çekici bir işareti olarak değerlendirmek gerekiyor.
Türkiye açısından asıl soru ise şu:
Yeni dünya kurulurken Türkiye yalnızca masada mı olacak, yoksa masayı kuran ülkelerden biri mi olacak?
Adnan FİŞENK
Gazeteci – Yazar
Parlamento Muhabiri
-
Dünya TV’de Enfeksiyon Hastalıklarıyla İlgili Bilgilendirici Program Yayınlandı
-
21. YÜZYIL FİŞENK YORUMLARI
-
İspanya ve Portekiz Hattında Kuraklık ile Mücadele ve Su Yönetimi Anlaşması
-
Japonya ve ABD Arasındaki Savunma ve Sanayi İş Birliği Görüşmeleri
-
Türkiye Geneli Müze Kart ve Ören Yeri Ziyaretçi İstatistikleri Açıklandı
-
Göbeklitepe ve Taş Tepeler Projesinde Yeni Arkeolojik Bulgular
YORUM BIRAK
YORUMLAR
HABER LİSTESİ
-
01
Dünya TV’de Enfeksiyon Hastalıklarıyla İlgili Bilgilendirici Program YayınlandıAzerbaycan’ın ünlü televizyon kanallarından Dünya TV’de (DTV), enfeksiyon hastalıkları konusunda bilgilendirici bir program yayınlandı. Programda hastalıkların ortaya çıkma ve yayılma nedenlerinden korunma yollarına, kişisel hijyenden sağlık bilincine kadar toplum sağlığını ilgilendiren önemli konular ele alındı. DTV’nin deneyimli sunucusu Könül Habibkızı’nın sunumuyla ekrana gelen programın konuğu, tanınmış kamu ve siyaset insanı, doktor ve yazar Zarife Guliyeva […] -
02
21. YÜZYIL FİŞENK YORUMLARIMEKKE’DEN YENİ GÜÇ DENKLEMİ: TÜRKİYE HANGİ MASAYI KURUYOR? Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın güvenlik iş birliği; Mısır’ın olası katılımı ve başka ülkelere açık bırakılan kapı, Ortadoğu’da yeni bir dönemin başlangıcı olabilir mi? Ortadoğu’da yeni bir dönem mi başlıyor? Bu sorunun cevabını bugün vermek kolay değil. Ancak bazı gelişmeler vardır ki, gerçekleştiği anda değil, birkaç yıl […] -
03
İspanya ve Portekiz Hattında Kuraklık ile Mücadele ve Su Yönetimi Anlaşmasıİspanya ve Portekiz İber Yarımadası Su Kaynaklarının Yönetimi İçin Ortak Protokol İmzaladı İspanya Ekolojik Dönüşüm Bakanlığı ile Portekiz Çevre Bakanlığı temsilcileri, İber Yarımadası’nda etkili olan dönemsel kuraklık risklerine karşı ortak su yönetimi stratejisini içeren protokole imza attı. İki ülke sınırını oluşturan Tagus (Tajo) ve Guadiana nehir havzalarındaki su salınım miktarlarının düzenlenmesini öngören anlaşma kapsamında; tarımsal […] -
04
Japonya ve ABD Arasındaki Savunma ve Sanayi İş Birliği Görüşmelerijaponya ve ABD Temsilcileri Arasında Savunma Tedarik ve Sanayi Temasları Düzenlendi Japonya Savunma Bakanlığı yetkilileri ile ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) temsilcileri, Pasifik bölgesindeki savunma sanayii iş birliği ve ortak üretim imkanlarını değerlendirmek üzere Tokyo’da bir araya geldi. Toplantıda; askeri teçhizat bakımı, tedarik zincirlerinin dayanıklılığı ve ortak teknoloji geliştirme projelerine ilişkin mevcut durum ele alındı. Japonya […] -
05
Türkiye Geneli Müze Kart ve Ören Yeri Ziyaretçi İstatistikleri AçıklandıKültür ve Turizm Bakanlığı Yılın İlk Yarısına Ait Müze ve Ören Yeri Verilerini Paylaştı Kültür ve Turizm Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğü (DÖSİMM), ülke genelindeki müze ve ören yerlerinin ziyaretçi verileri ile Müze Kart kullanım oranlarına ilişkin resmi istatistikleri duyurdu. Açıklanan verilere göre, yılın ilk yarısında en çok ziyaret edilen ören yerleri arasında Efes […]
