Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
    İhsan Erz
    İhsan Erz

    KOLAY PARA VAADİNİN ZOR FATURASI: YASA DIŞI BAHİS

    Yasa dışı bahis denildiğinde çoğumuzun aklına bir internet sitesi ve kaybedilen birkaç bin lira geliyor. Oysa son aylarda yürütülen soruşturmalar, karşımızdaki sorunun çok daha büyük ve çok daha örgütlü olduğunu gösteriyor.

    Adalet Bakanlığı’nın Mardin merkezli bir soruşturmaya ilişkin açıkladığı veriler, bir milyonu aşan işlem hareketinden ve milyarlarca liralık para hacminden söz ediyor. Bu rakamlar, yasa dışı bahsin artık birkaç kişinin gizli alışkanlığı olmadığını; ailelerin birikimini eriten, gençleri kolay para hayaline alıştıran ve sıradan insanların banka hesaplarını suç ekonomisinin parçası hâline getiren bir yapıya dönüştüğünü gösteriyor.

    Bahis bağımlılığı genellikle sessiz başlıyor. Önce küçük miktarlar, arada bir kazanç, sonra kaybı geri alma isteğiyle büyüyen riskler. Borç arttıkça kişi gerçeği yakınlarından saklamaya başlıyor. Bir süre sonra sorun yalnızca oynayan kişinin değil, aynı evde yaşayan herkesin sorunu hâline geliyor: Kira ödenemiyor, borçlar katlanıyor, aile içi ilişkiler bozuluyor.

    Bence işin en acı tarafı, kolay kazanç vaadinin emeğin değerini sessizce aşındırması. Aylarca çalışarak kazanabileceği parayı birkaç dakikada kazanabileceğine inandırılan bir genç, yalnızca parasını değil, hayatla kurduğu gerçekçi ilişkiyi de kaybedebiliyor.

    “Hesabını kullandır, para kazan”

    Suç ağları her zaman doğrudan “bahis oyna” demiyor. Son dönemde sık görülen yöntemlerden biri, gençlere banka hesaplarını ya da dijital cüzdanlarını kullandırmaları karşılığında küçük bir ödeme teklif etmek. Genç, yalnızca bir para transferine aracılık ettiğini düşünüyor. Oysa hesabından geçen paranın kaynağı ve gittiği yer, onu ağır bir soruşturmanın tam ortasına çekebiliyor.

    Ailelerin, okulların ve bankaların bu konuda gençleri açıkça uyarması gerekiyor. Mesele yalnızca şifreyi kimseyle paylaşmamak değil; kişinin kendi adına açılmış hesaptan yapılan işlemlerden hukuken sorumlu olabileceğini bilmesi.

    Sosyal medyada “tahmin”, “kupon”, “yatırım” ya da “oyun” gibi masum kelimelerle sunulan içerikler, bahsi sıradan bir eğlence gibi gösteriyor. Lüks hayat görüntüleri, sahte kazanç ekranları, tanınmış kişilerin izinsiz kullanıldığı reklamlar özellikle gençleri hedef alıyor. Bir site erişime kapatıldığında birkaç saat içinde yeni bir adresle geri dönüyor.

    Bu yüzden mücadele yalnızca site kapatmakla sınırlı kalamaz. Reklam ağlarının, para trafiğinin, hesap kiralama yöntemlerinin ve bağımlılık tedavisinin aynı politika çerçevesinde ele alınması gerekiyor. Bankaların şüpheli işlem takibini güçlendirmesi, sosyal medya platformlarının bu reklamlara karşı daha hızlı davranması ve tedavi hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması bu çerçevenin parçaları olmalı.

    Ailelerin dikkat etmesi gerekenler

    Bir gencin sürekli borç istemesi, telefonunu saklaması, geceleri uzun süre çevrim içi kalması ya da kaybettiği parayı geri kazanma telaşı içinde olması küçümsenmemeli. Böyle bir durumda suçlamak ve utandırmak sorunu daha da gizli hâle getirebiliyor. Önce sakin bir şekilde gerçeği öğrenmek, kart ve banka erişimini güvenli hâle getirmek, gerekiyorsa Yeşilay’ın danışmanlık hizmetleri gibi uzman destek kaynaklarına başvurmak gerekiyor.

    Bu ağları büyüten şeylerden biri sessizlik. Bir gencin hesabını “sadece bir kereliğine” kullandırması, bir ailenin kaybedilen parayı utançtan saklaması bu ağların işini kolaylaştırıyor. Konuyu evde, okulda ve mahallede açıkça konuşmaya başlamak, atabileceğimiz en etkili ilk adım olabilir.

    YAZARLAR
    TÜMÜ

    SON HABERLER