Dostluk, her şey yolundayken kolaydır.
Asıl mesele, farklı düşündüğümüz zaman birbirimize nasıl davrandığımızdır.
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşliğin de bugün böyle bir sınavdan geçtiğini söyleyebiliriz.
Birleşmiş Milletler’deki gelişmeler farklı yorumlara neden oldu.
Türkiye’nin de içinde bulunduğu çok sayıda ülke Netanyahu’nun konuşması sırasında salonu terk ederken Azerbaycan heyetinin salonda kalması, Türkiye’de bazı çevrelerin tepkisine yol açtı. (AA)
Fakat devletlerin diplomatik davranışları ile milletlerin kardeşliği aynı şey değildir.
Bir devletin aldığı diplomatik tutum, diğer ülkenin halkına karşı düşmanlık anlamına gelmez.
Bunu birbirinden ayırmak zorundayız.
Aynı şekilde Azerbaycan’da başörtüsü üzerinden yaşanan tartışmalar da Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin ölçüsü haline getirilmemelidir.
Çünkü toplumlar, tek bir düzenleme veya tek bir siyasi gelişmeden ibaret değildir.
Azerbaycan halkı bizim kardeşimizdir.
Türkiye halkı da Azerbaycan halkının kardeşidir.
Bunu değiştirecek olan günlük tartışmalar değildir.
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki siyasi, ekonomik, kültürel ve stratejik işbirliğinin yıllar içinde derinleştiği de resmî kaynaklarda açıkça belirtilmektedir. (Baku Büyükelçiliği)
O halde yapmamız gereken bellidir:
Birbirimizi dinlemek.
Birbirimizi anlamak.
Gerektiğinde eleştirmek.
Ama birbirimizden vazgeçmemek.
Çünkü kardeşliğin gerçek anlamı budur.
Kardeşlik, aynı cümleyi kurmak değil; farklı cümleler kurduğumuzda aynı masada kalabilmektir.
Türkiye ile Azerbaycan aynı masada kalmaya devam etmelidir.
Çünkü masadan kalkmak kolaydır.
Zor olan, kardeşlik masasını korumaktır.
Ve bizim korumamız gereken masa, sadece bugünün değil, gelecek nesillerin de masasıdır.




























YORUMLAR