Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
    Adnan Fişenk
    Adnan Fişenk

    Unutulan Kardeşlikler | 6. Bölüm — FİLİSTİN: VİCDANIN SINIRI YOKTUR

    Bazı coğrafyalar yalnızca haritalarda yer almaz; insanlığın ortak vicdanında da derin izler bırakır. Filistin, işte böyle bir yerdir.

    Yıllardır bu topraklardan yükselen haberler, çoğu zaman yıkılan evleri, göç etmek zorunda kalan aileleri, hayatını kaybeden çocukları ve umutlarını kaybetmemeye çalışan insanları anlatıyor. Her yeni gün, bir başka acının haberiyle başlıyor.

    Savaşların ve çatışmaların en ağır yükünü her zaman siviller taşır. Çocuklar, yaşlılar, kadınlar ve silah taşımayan insanlar… Dünyanın neresinde olursa olsun, masum hayatların korunması yalnızca hukukun değil, insan olmanın da gereğidir.

    Filistin meselesi farklı yönleriyle ele alınabilir; tarihî, siyasi, diplomatik ve güvenlik boyutları uzun uzun tartışılabilir. Ancak bütün bu tartışmaların üzerinde unutulmaması gereken temel bir gerçek vardır: İnsan hayatı, her türlü siyasi hesabın üzerindedir.

    Adalet, sadece kendimize yakın gördüklerimiz için istediğimizde gerçek adalet olmaz. Gerçek adalet; kimliği, dili, dini veya milliyeti ne olursa olsun her insan için aynı ilkeleri savunabilmektir.

    Vicdan da böyledir. Vicdanın pasaportu, bayrağı veya sınırı yoktur. Bir annenin gözyaşı, hangi coğrafyada dökülürse dökülsün aynı acıyı anlatır. Bir çocuğun korkusu, hangi dili konuşursa konuşsun aynı sessiz çığlığı taşır.

    Bu nedenle Filistin’i konuşurken öfkenin değil, sağduyunun; nefretin değil, insanlığın diline ihtiyaç vardır. Kalıcı barış, yalnızca silahların susmasıyla değil; adaletin güçlenmesi, hukukun işletilmesi ve insan onurunun korunmasıyla mümkün olabilir.

    Tarih bize gösteriyor ki çatışmalar sonunda masaya oturulur; fakat kaybedilen canlar geri gelmez. Bu yüzden barışı savunmak zayıflık değil, en büyük cesarettir.

    Bugün dünya, sadece Filistin’de değil, nerede olursa olsun sivillerin yaşam hakkını aynı kararlılıkla savunabildiği ölçüde daha güvenli ve daha adil bir yer olacaktır. İnsan hakları evrenselse, vicdan da evrensel olmak zorundadır.

    Filistin’in bize hatırlattığı en önemli gerçeklerden biri de şudur: Sessiz kalınan her acı, yalnızca o coğrafyanın değil, bütün insanlığın ortak yarasına dönüşür.

    Bizler, geçmişten bugüne uzanan ortak tarihimizin bize öğrettiği vefayı ve merhameti kaybetmeden, adaletin herkes için geçerli olduğu bir dünyanın mümkün olduğuna inanmalıyız. Çünkü umut, ancak vicdanını diri tutan toplumlarda yaşar.

    Unutulmamalıdır ki gerçek barış, yalnızca sınırların değil, kalplerin de güven içinde olduğu zaman kurulabilir. Vicdanın ise hiçbir zaman sınırı olmamıştır.

    YAZARLAR
    TÜMÜ

    SON HABERLER