Türkiye ile Azerbaycan’ın birbirini eleştirmesi mümkün müdür?
Elbette mümkündür.
Çünkü iki ayrı devletin her konuda aynı düşünmesi zorunlu değildir.
Birleşmiş Milletler’de yaşanan son gelişmeler de bunun bir örneğidir.
Türkiye, Netanyahu’nun konuşması sırasında salonu terk eden ülkeler arasında yer aldı. Azerbaycan heyeti ise salonda kaldı. (AA)
Bu farklı diplomatik tavır konuşulabilir.
Nedenleri sorgulanabilir.
Azerbaycan’ın yaklaşımı eleştirilebilir.
Türkiye’nin yaklaşımı da başka bir ülke tarafından eleştirilebilir.
Bunların hepsi demokratik ve diplomatik tartışmanın parçalarıdır.
Fakat eleştiri ile düşmanlık arasındaki çizgiyi korumak gerekir.
Çünkü bugün Azerbaycan’ı eleştirmek adına kullanılan bazı ifadeler, yarın iki ülke halkının birbirine karşı önyargı geliştirmesine neden olabilir.
Buna izin vermemeliyiz.
Aynı şekilde Azerbaycan’daki bir düzenleme üzerinden bütün Azerbaycan toplumunu değerlendirmek de doğru değildir.
Örneğin son okul kıyafeti düzenlemesinde başörtüsü açıkça yazılı değildir; tartışma, düzenlemenin laiklik ve okul kıyafeti hükümlerinin nasıl yorumlanacağı üzerinden yürümektedir. (Rudaw)
Dolayısıyla meseleleri olduğu gibi konuşalım.
Abartmadan…
Genellemeden…
Düşmanlaştırmadan…
Çünkü Türkiye ile Azerbaycan arasında sorun arayanların en büyük avantajı, bizim birbirimizi yanlış anlamamız olur.
Bizim avantajımız ise birbirimizi tanımamızdır.
Yılların oluşturduğu dostluğu birkaç gündelik tartışmaya kurban etmeyelim.
Eleştirelim ama kardeşçe eleştirelim.
Sorgulayalım ama düşmanlaştırmayalım.
Farklı düşünelim ama birbirimizi terk etmeyelim.
Çünkü Türkiye-Azerbaycan ilişkisi sadece bugünün değil, yarının da meselesidir.
Kardeşliğimizi korumak, farklılıklarımızı yok saymak değil; farklılıklarımızın kardeşliğimizi bozmasına izin vermemektir.




























YORUMLAR