Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
    İhsan Erz
    İhsan Erz

    6 ŞUBAT’IN BİZE GÖNÜLLÜLÜK HAKKINDA ÖĞRETTİKLERİ

    6 Şubat 2023’te 11 ili etkileyen depremlerin ardından Türkiye’nin dört bir yanından insanlar deprem bölgesine koştu. Kamyonuna su ve battaniye yükleyen esnaf, iş yerini kapatıp yola çıkan mühendis, evini depremzedelere açan aileler… O günlerde gördüğümüz dayanışma, bu toplumun en değerli taraflarından biri olarak hafızamızda kaldı.

    Aynı günler bize başka bir şeyi de gösterdi. Bölgeye giden yollar kilitlendi, bazı yardım malzemeleri ihtiyaç olmayan yerlerde yığılırken başka yerlerde temel ihtiyaçlar eksik kaldı. Enkaz başında iyi niyetle bekleyen ama ne yapacağını bilmeyen kalabalıklar, zaman zaman profesyonel ekiplerin işini zorlaştırdı. 53 binden fazla insanımızı kaybettiğimiz o felaketin ardından en çok sorulan sorulardan biri buydu: Bu kadar büyük bir iyi niyeti nasıl daha etkili kullanabilirdik?

    Cevabın önemli bir kısmı hazırlıkta yatıyor. Afet gönüllülüğü denince çoğumuzun aklına arama kurtarma geliyor. Oysa bir afet bölgesinde lojistikten tercümeye, psikososyal destekten yemek dağıtımına, hayvan tahliyesinden veri girişine, yaşlı ve engelli vatandaşlara refakatten çocuklara yönelik etkinliklere kadar onlarca farklı görev var. Bir muhasebeci depo kayıtlarını düzenlediğinde, bir öğretmen çadır kentte çocuklarla ilgilendiğinde, enkaz başında bekleyen birinden çok daha fazla fayda sağlayabiliyor.

    Bunun için gönüllünün afetten önce kayıtlı, eğitimli ve hangi koordinasyon yapısına bağlı olduğunu bilen biri olması gerekiyor. AFAD’ın gönüllülük sistemi ve Kızılay gibi kuruluşların eğitim programları bu yüzden önemli. Bu programlara katılım, deprem sonrasındaki duygusal yoğunluk geçtikten sonra da sürmeli.

    Mahalle ölçeğinde hazırlık

    Büyük bir afette profesyonel ekipler her yere aynı anda ulaşamıyor. İlk saatlerde en büyük yükü komşular taşıyor. Apartmanda yatağa bağımlı bir hasta olduğunu, üçüncü kattaki yaşlı teyzenin yalnız yaşadığını, binanın hangi çıkışının daha güvenli olduğunu en iyi o apartmanın sakinleri biliyor. Muhtarlıklar ve apartman yönetimleri basit bir liste hazırlasa bile ilk saatlerdeki müdahale çok daha hızlı olabilir. Diyarbakır gibi depremi yakından yaşamış bir şehirde bu tür mahalle çalışmalarını yaygınlaştırmak için hâlâ geç değil.

    Deprem sonrasında en çok gördüğümüz sorunlardan biri, ihtiyaç teyidi yapılmadan gönderilen malzemelerdi. Bazı depolarda kullanılmış kıyafetler tonlarca birikirken bebek maması ya da ilaç gibi kritik ihtiyaçlar zamanında ulaştırılamadı. Bağış yaparken resmî kurumların ve güvenilir kuruluşların ilan ettiği ihtiyaç listelerini takip etmek, sosyal medyada dolaşan her çağrıyı doğrulamadan paylaşmamak bu yüzden önemli.

    Kimin hangi işi yapacağını afet günü konuşmaya başlarsak çok geç kalmış oluruz. Bu yazıyı okuyan herkes önümüzdeki ay içinde AFAD’ın ya da Kızılay’ın gönüllülük programlarına göz atabilir, kendi mesleğine uygun bir görev olup olmadığına bakabilir. Bir sonraki afette yardım etmek isteyen insan yine çok olacak. Önemli olan, o insanların neyi, nerede ve kiminle yapacaklarını önceden bilmeleri.

    YORUMLAR

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    YAZARLAR
    TÜMÜ

    SON HABERLER