Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
    Adnan Fişenk
    Adnan Fişenk

    Savaş ve Yeni Dünya | 4. Bölüm — YENİ DÜNYA DÜZENİ KURULURKEN TÜRKİYE NEREDE DURMALI?

    Dünya, yalnızca yeni bir savaş döneminden değil, yeni bir güç düzeninin kuruluş sürecinden geçiyor.

    Bugün İran ile İsrail arasında yaşanan çatışmaları yalnızca iki devlet arasındaki askerî mücadele olarak değerlendirmek, fotoğrafın tamamını görememek olur. Çünkü Ortadoğu’da yaşanan her gelişme; Washington’dan Moskova’ya, Pekin’den Brüksel’e kadar uzanan geniş bir jeopolitik denklemin parçasıdır.

    21. yüzyılın güç mücadelesi artık sadece tanklarla, uçaklarla veya füzelerle yürütülmüyor.

    Enerji hatlarını kontrol edenler… Deniz ticaret yollarını güvence altına alanlar… Yapay zekâ teknolojisinde söz sahibi olanlar… Savunma sanayiinde dışa bağımlılığı azaltanlar… Ve diplomasi masasında güven veren ülkeler…

    İşte yeni dünyanın gerçek belirleyicileri bunlardır.

    Tam da bu noktada Türkiye’nin bulunduğu coğrafya, tarih boyunca hiç olmadığı kadar stratejik bir değer kazanmıştır.

    Anadolu yalnızca üç kıtanın birleştiği bir kara parçası değildir. Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan boğazların hâkimi, Kafkasya ile Avrupa arasındaki geçiş noktası, Orta Asya’yı Batı’ya bağlayan koridor, enerji nakil hatlarının merkezlerinden biri ve NATO’nun en güçlü ordularından birine sahip bölgesel bir aktördür.

    Bugün yaşanan gelişmeler gösteriyor ki hiçbir ülke artık tek başına küresel dengeleri belirleyemiyor. Amerika askerî gücünü korurken yeni maliyetlerle karşı karşıya kalıyor. Rusya, Ukrayna savaşının yükünü taşımaya devam ediyor. Avrupa enerji güvenliği konusunda hâlâ kırılganlığını aşmaya çalışıyor. Çin ekonomik ve teknolojik yükselişini sürdürürken küresel etkisini artırıyor.

    İşte böylesine çok kutuplu bir dünyada Türkiye’nin en büyük avantajı, tek bir eksene mahkûm olmadan çok yönlü diplomasi yürütebilme kabiliyetidir.

    Ancak bu avantajın sürdürülebilmesi için bazı temel önceliklerin ihmal edilmemesi gerekir.

    Savunma sanayiindeki millî üretim kapasitesi daha da güçlendirilmelidir. Enerji arz güvenliği çeşitlendirilmeli, yerli kaynakların geliştirilmesine devam edilmelidir. Türk Devletleri Teşkilatı ekonomik ve stratejik iş birliğinin daha güçlü bir zemine taşınmalıdır. Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin meşru hakları kararlılıkla savunulmalıdır. Kafkasya’da kalıcı barışın tesisi için diplomatik girişimler sürdürülmelidir.

    Çünkü önümüzdeki yıllarda ülkelerin büyüklüğünü yalnızca nüfusları ya da orduları belirlemeyecektir. Teknoloji, ekonomi, enerji, gıda güvenliği, siber savunma ve diplomatik güvenilirlik yeni çağın en önemli güç unsurları olacaktır.

    Ancak askerî başarı tek başına yeterli değildir. Ekonomik istikrarı güçlendiren, hukuka güveni artıran, bilim ve eğitimi önceleyen, üretimi teşvik eden bir yaklaşım; Türkiye’nin küresel rekabetteki yerini daha da sağlamlaştıracaktır.

    Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında önümüzde duran en büyük fırsat, krizlerin peşinden sürüklenen bir ülke olmak değil; krizleri yöneten, çözüm üreten ve güven veren bir ülke olabilmektir.

    Ortadoğu yeniden şekillenirken Türkiye’nin görevi yalnızca sınırlarını korumak değildir. Aynı zamanda barışı savunan, adaleti önceleyen ve bölgesel istikrarın inşasına katkı sunan bir vizyon ortaya koymaktır.

    Bugün dünyanın ihtiyacı daha fazla savaş değil, daha fazla akıldır. Daha fazla silah değil, daha güçlü diplomasi ve kalıcı barıştır.

    Türkiye, sahip olduğu tarihî birikim, jeopolitik konumu ve devlet tecrübesiyle bu yeni dönemin yalnızca izleyicisi değil, doğru stratejilerle yön veren aktörlerinden biri olabilecek potansiyele sahiptir.

    Asıl mesele, bu potansiyeli doğru zamanda, doğru araçlarla ve millî menfaatler doğrultusunda değerlendirebilmektir.

    Çünkü kurulmakta olan yeni dünya düzeninde güçlü olanlar değil, değişimi doğru okuyabilenler geleceği şekillendirecektir.

    YAZARLAR
    TÜMÜ

    SON HABERLER