Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
    Adnan Fişenk
    Adnan Fişenk

    Unutulan Kardeşlikler | 7. Bölüm — UNUTULAN KARDEŞLİKLER: TARİHİN BİZE BIRAKTIĞI EMANET

    Bazı yolculuklar vardır; insanı sadece yeni coğrafyalara değil, kendi vicdanına da götürür. Tarihin sayfalarında yaptığımız yolculuk da böyledir.

    Bu yazı dizisi boyunca Kıbrıs’a baktık; sadece bir adayı değil, hafızamızdaki derin izleri gördük.

    Yemen’e gittik; geri dönemeyen gençlerin sessiz hatıralarına kulak verdik.

    Cezayir’de özgürlük uğruna verilen mücadelenin, Tunus’ta ise ortak medeniyetimizin bıraktığı izlerin peşinden yürüdük.

    Çanakkale Savaşı’nda aynı siperde omuz omuza duran insanların fedakârlığını hatırladık.

    Filistin’de ise insanlığın vicdanının sınır tanımaması gerektiğini hatırlatan acılarla yüzleştik.

    Aslında bütün bu yazıların ortak konusu ne yalnızca tarih ne de coğrafyaydı. Asıl konu insandı.

    Çünkü tarih, sadece devletlerin yükselişini ve yıkılışını anlatmaz. Tarih; annelerin gözyaşını, çocukların umutlarını, fedakârlığı, vefayı, dostluğu ve bazen de unutulan kardeşlikleri anlatır.

    Bugün dünyanın birçok yerinde insanlar; dili, dini, mezhebi, milliyeti ve kimliği üzerinden birbirinden uzaklaştırılıyor. Oysa geçmişe baktığımızda görüyoruz ki en zor zamanlarda insanları bir araya getiren şey farklılıkları değil, ortak değerleri olmuştur.

    Vefa… Adalet… Merhamet… Dayanışma…

    İşte milletleri ayakta tutan gerçek temel taşları bunlardır.

    Tarih bize kin taşımayı değil, ders çıkarmayı öğretmelidir. Geçmişi bugünün öfkesini büyütmek için değil, geleceğin barışını kurmak için okumalıyız.

    Hiçbir toplum acılarıyla övünmek zorunda değildir. Ama hiçbir toplum da uğruna bedel ödenmiş hatıralarını unutmamalıdır. Çünkü unutulan fedakârlıklar, zamanla unutulan değerlere dönüşür.

    Bugün bize düşen görev, geçmişi sloganlara hapsetmek değil, onun bize bıraktığı ahlaki mirası yaşatmaktır.

    Birbirimizi ötekileştiren değil, birbirimizi anlamaya çalışan bir dil kurabildiğimiz gün; tarih sadece geçmişin hikâyesi olmaktan çıkacak, geleceğin de rehberi olacaktır.

    Dün Çanakkale’de aynı siperde omuz omuza duran insanlar, bize birlik olmanın ne demek olduğunu gösterdi. Yemen, fedakârlığın sessizliğini öğretti. Cezayir ve Tunus, dostluğun sınırlarla ölçülemeyeceğini hatırlattı. Kıbrıs, tarihin unutulmaması gerektiğini gösterdi. Filistin ise bize vicdanın hiçbir zaman taraf tutmaması gerektiğini anlattı.

    Belki de bütün bu yolculuğun sonunda ulaşmamız gereken tek cümle şudur: İnsanlığın en büyük mirası, toprağı değil vicdanı koruyabilmesidir.

    Çünkü topraklar yeniden imar edilebilir. Şehirler yeniden kurulabilir. Sınırlar değişebilir. Ama kaybedilen vicdanı yeniden inşa etmek, hepsinden daha zordur.

    Gelin, geçmişi birbirimize karşı kullanmayalım. Geçmişi, birbirimizi daha iyi anlayabilmek için okuyalım.

    Çünkü tarih, intikamın değil, ibretin öğretmenidir.

    Ve unutmayalım: Kardeşlik, aynı geçmişe sahip olmak değil, aynı geleceği birlikte kurmaya karar verebilmektir.

    YAZARLAR
    TÜMÜ

    SON HABERLER