Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
    Adnan Fişenk
    Adnan Fişenk

    UĞRUNA ZAFER KAZANILAN TOPRAKLARA NE BIRAKACAĞIZ?

    30 Ağustos denildiğinde aklımıza önce savaş gelir. Cephe gelir. Fedakârlık gelir. Şehitlerimiz gelir. Mustafa Kemal Atatürk gelir.

    Fakat bugün 30 Ağustos'a başka bir pencereden bakmak istiyorum: Topraktan…

    Çünkü 104 yıl önce uğruna mücadele edilen şey yalnızca bir harita üzerindeki sınırlar değildi. O topraklarda yaşayan insanların hayatı, özgürlüğü ve geleceğiydi.

    Bir karış vatan toprağı için can verenler, aslında bizden çok daha büyük bir emanet bıraktılar. Peki biz o emaneti nasıl koruyoruz?

    Bugün ormanlarımız azalırken, sularımız kirlenirken, tarım arazilerimiz betonlaşırken, derelerimiz kururken, topraklarımız verim kaybederken, denizlerimiz atıklarla boğuşurken, şehirlerimiz nefes almakta zorlanırken bir an durup düşünmemiz gerekmiyor mu?

    30 Ağustos'ta kurtarılan bu vatanı gelecek kuşaklara nasıl teslim edeceğiz?

    Bir ülkeyi savunmak yalnızca sınırlarını korumak değildir. O ülkenin ormanını, suyunu, toprağını, tarımını ve denizini de korumaktır.

    Çünkü vatan dediğimiz şey yalnızca üzerinde yürüdüğümüz toprak değildir. Vatan; içtiğimiz sudur, soluduğumuz havadır, ektiğimiz tarladır, gölgesinde dinlendiğimiz ağaçtır, çocuklarımızın yarın üzerinde yaşayacağı dünyadır.

    Bağımsızlığın anlamı yalnızca toprağa sahip olmak değil, ona sahip çıkmaktır.

    Bugünün mücadele alanı artık yalnızca cepheler değildir. Kuraklık, su kaynakları üzerindeki baskı, iklim değişikliği, çevre kirliliği, plansız kentleşme ve doğal kaynakların hoyratça tüketilmesi geleceğin Türkiye'sini doğrudan ilgilendiriyor.

    30 Ağustos bize çok açık bir sorumluluk bırakıyor: Emanet aldığımız bir vatanı tüketme hakkımız yoktur.

    Bizden önce yaşayanlar bu ülkeyi savaşarak korudu. Bizim görevimiz ise onu akılla, bilimle, hukukla, üretimle ve doğaya saygıyla korumaktır.

    Çocuklarımızın bize soracağı günleri düşünelim: “Büyüklerimiz bize nasıl bir ülke bıraktı?” İşte asıl sınavımız belki de budur.

    Onlara yalnızca zaferleri anlatmak yetmez. Temiz bir gökyüzü, temiz su, verimli toprak, yeşil ormanlar, yaşanabilir şehirler ve vatan sevgisinin yalnızca sözle değil davranışla gösterilebileceği bir kültür bırakmak zorundayız.

    30 Ağustos'ta başımızı gökyüzüne kaldırıp bayrağımıza bakarken, ayaklarımızın altındaki toprağı da unutmayalım.

    Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu toprakları bize vatan olarak bırakmak için can veren bütün kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.

    30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.

    Ve bugün, bayrağımızın gölgesinde kendimize şu sözü verelim: Bize emanet edilen vatanı yalnızca koruyarak değil, güzelleştirerek ve gelecek nesillere daha yaşanabilir hâlde bırakarak teslim edeceğiz.

    YAZARLAR
    TÜMÜ

    SON HABERLER