Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
    Adnan Fişenk
    Adnan Fişenk

    TÜRK BASININDA ÖZGÜRLÜK İLE MERKEZİLEŞME ARASINDAKİ KIRILMA NOKTASI

    Yönetim Kurulu Üyesi olduğum Uluslararası Basın Konfederasyonu olarak Çanakkale’de gerçekleştirdiğimiz Marmara Çalıştayı, Türk basınının sorunlarını bir kez daha görünür kıldı.

    Ancak bu tür toplantılar yalnızca tespit üretmekle sınırlı kalmamalıdır. Asıl mesele, bu tür etkinliklerde doğru ile yanlışın, çözüm ile riskin ayrımını yapabilmektir.

    MESLEK YASASI VE MERKEZİLEŞME RİSKİ

    Bugün tartışılan Medya Meslek Birliği ve Medya Meslek Yasası, ilk bakışta bir düzenleme ihtiyacına işaret etse de beraberinde ciddi riskler taşımaktadır.

    Bu yapıların belirli grupların kontrolüne girme ihtimali ve siyasi etkilerden tam anlamıyla arındırılamaması, en kritik endişelerden biridir.

    Gazetecilik, doğası gereği bir özgürlük alanıdır. Bu alanı düzenleme adı altında daraltmak, mesleği ruhsatla yapılan bir yapıya dönüştürme riskini doğurur.

    Oysa gazetecilik izinle yapılan bir meslek değildir.

    Bugün asıl sorulması gereken soru şudur: Gazetecilikle ilgili yapılar özgürlüğü mü artıracak, yoksa yeni bir denetim mekanizması mı oluşturacaktır?

    EKONOMİK GERÇEKLER: ALGI DEĞİL, AÇIK BİR MÜCADELEDİR

    Yerel basının ekonomik sorunlarını “algı” olarak nitelendirmek mümkün değildir. Bu, sahadaki gerçekliğin görmezden gelinmesidir.

    Artan maliyetler, düşen gelirler ve adaletsiz kaynak dağıtımı, Anadolu basınını ciddi bir varoluş-yok oluş mücadelesine sürüklemektedir.

    Ekonomik bağımsızlık olmadan editoryal bağımsızlıktan söz etmek mümkün değildir.

    Kaynak dağıtımının siyasi yakınlık ya da kurumsal aidiyet üzerinden değil, şeffaf ve denetlenebilir kriterlerle yapılması artık bir tercih değil, zorunluluktur.

    GAZETECİLİK: UNVAN DEĞİL, EYLEMDİR

    Dijital çağ, gazeteciliği kökten dönüştürmüştür. Artık gazetecilik yalnızca belirli kurumların tekelinde değildir.

    Bu nedenle gazeteciliği yalnızca bir “unvan” olarak tanımlamak, çağın gerçeğiyle örtüşmez.

    Gazetecilik; etik sorumluluk, doğruluk ve kamu yararı üzerine kurulu bir eylemdir.

    Yurttaş veya vatandaş gazeteciliğini dışlayan her yaklaşım, aslında çağın gerisinde kalmış bir bakış açısını temsil eder.

    İNTERNET DÜZENLEMELERİ VE ÖZGÜRLÜK DENGESİ

    İnternet yasaları, bilgi kirliliğiyle mücadele amacı taşımaktadır. Ancak uygulamada ifade özgürlüğü ile kurulan denge tartışmalıdır.

    “Dezenformasyon” kavramının sınırlarının net olmaması, zaman zaman hakikat ile yorum arasındaki çizgiyi bulanıklaştırmaktadır.

    Demokratik ülkelerde bu tür düzenlemeler, bağımsız denetim mekanizmalarıyla ve ifade özgürlüğünü koruyacak şekilde uygulanmaktadır.

    GELİŞMİŞ DEMOKRASİLER NE YAPIYOR?

    Gelişmiş demokratik ülkelerde medya düzeni tek bir yapıya bağlı değildir. Tam tersine; devlet, meslek örgütleri ve bağımsız medya yapıları arasında kurulan üçlü bir denge üzerine kuruludur.

    Bu sistemde kritik olan şey, tek bir tarafın mutlak güç hâline gelmemesidir. Bu ülkelerde sistem şeffaflık ve denge üzerine kurulur; kontrol ve baskı üzerine değil.

    Bizde ise tartışma çoğu zaman “Denge nasıl sağlanır?” yerine “Kontrol kimde olur?” ekseninde dönüyor.

    Buradaki temel soru şudur: Türkiye’de bu denge gerçekten korunabiliyor mu?

    KIRILMA NOKTASI: PARÇALANMA MI, BİRLİK Mİ?

    Türk medyası bugün kritik bir eşikte durmaktadır.

    Ancak çözüm; yeni yapılar kurmak değil, mevcut yapıları güçlendirmek ve ortak bir irade oluşturabilmektir.

    Parçalanmış bir yapı yerine, birlikte hareket eden güçlü bir medya yapısı daha sağlıklı bir gelecek sunacaktır.

    SONUÇ: ÖZGÜRLÜK, MEDYANIN TEMELİDİR

    Basın özgürlüğü ancak bağımsız, ekonomik olarak güçlü ve hukuki güvencelerle desteklenmiş bir ortamda mümkündür.

    Özgürlük alanı daraldığında yalnızca gazeteciler değil, toplumun tamamı zarar görür. Çünkü gazetecilik, toplumun gerçeğe ulaşma hakkının en önemli aracıdır.

    Son söz nettir:

    Özgürlüğü artırmayan hiçbir düzenleme gerçek bir reform değildir.

    Basını güçlendirmeyen her adım, yeni bir sınırdır.

    Adnan Fişenk
    Avrupa Gazeteciler Derneği Başkanı

    YAZARLAR
    TÜMÜ

    SON HABERLER