Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
    Adnan Fişenk
    Adnan Fişenk

    KÜRESEL ENERJİ KRİZİNDEN ENERJİ DÖNÜŞÜMÜNE: ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞININ STRATEJİK ÖNEMİ

    2022 yılında kaleme aldığım bu yazıda, Türkiye’nin enerji alanında attığı adımların küresel enerji krizine karşı ne kadar önemli olduğunu vurgulamıştım. Aradan geçen dört yılda dünya enerji dengeleri yeniden şekillendi; Rusya-Ukrayna savaşı, enerji arz güvenliği tartışmaları, yenilenebilir enerji yatırımlarındaki hızlanma ve kritik madenlere yönelik küresel rekabet enerji politikalarını devletlerin en stratejik alanlarından biri hâline getirdi.

    2026 yılına geldiğimizde Türkiye’nin enerji alanındaki konumu, 2022’de ortaya konulan hedeflerin önemli ölçüde ilerlediğini göstermektedir.

    KURULU GÜÇTE YENİ EŞİK

    2022 Mart ayı itibarıyla 100 bin megavatı aşan Türkiye’nin toplam kurulu gücü, bugün yaklaşık 120 bin megavat seviyesine yaklaşmış durumdadır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam kurulu güç içerisindeki payı ise yüzde 60’a yaklaşarak Türkiye’yi Avrupa’nın önde gelen yenilenebilir enerji üreticilerinden biri hâline getirmiştir.

    Güneş enerjisinde kurulu güç 20 bin megavatın üzerine çıkarken, rüzgâr enerjisinde ise 13 bin megavat sınırı aşılmıştır. 2022’de planlanan YEKA yarışmaları bugün yalnızca bir hedef değil, büyük ölçüde hayata geçirilmiş yatırımlar olarak Türkiye’nin enerji üretim kapasitesine katkı sağlamaktadır.

    KARADENİZ GAZI ARTIK SİSTEMDE

    2022’de büyük bir heyecanla takip edilen Sakarya Gaz Sahası çalışmaları, bugün Türkiye’nin enerji tarihinde dönüm noktalarından biri olarak değerlendirilmektedir.

    2023 yılında ilk gazın sisteme verilmesiyle başlayan süreç, 2024, 2025 ve 2026 yıllarında kademeli üretim artışlarıyla devam etmiştir. Karadeniz’deki üretim kapasitesi her geçen yıl yükselirken, Türkiye’nin doğal gaz ithalat bağımlılığının azaltılmasına önemli katkı sağlamaktadır.

    O dönem Türkali kuyularında yürütülen kuyu başı ekipmanı yerleştirme çalışmaları, bugün tam ölçekli üretim altyapısının temel taşları olarak tarihe geçmiştir. Türkiye’nin sondaj filosuna katılan yeni nesil gemilerle birlikte ülkemiz, yalnızca bölgesinde değil, küresel ölçekte de dikkat çeken bir deniz enerji filosuna sahip olmuştur.

    ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ VE YERLİ ÜRETİM

    2022’de küresel istikrarsızlık nedeniyle kömür işletmelerine sağlanan destekler, enerji arz güvenliğinin korunması açısından önemliydi. 2026 itibarıyla enerji politikalarının odağında yalnızca kömür değil; doğal gaz, yenilenebilir enerji, depolama teknolojileri ve kritik madenler yer almaktadır.

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, yerli kaynakların ekonomiye kazandırılması amacıyla destek mekanizmalarını sürdürürken enerji arz güvenliğini çok boyutlu bir stratejiyle ele almaktadır.

    YERLİ LİTYUM VE BATARYA TEKNOLOJİLERİ

    2022’de henüz yatırım aşamasında bulunan Eskişehir Kırka ve Balıkesir Bandırma tesisleri, bugün Türkiye’nin kritik maden stratejisinin önemli unsurları hâline gelmiştir.

    Dünyada ilk kez bor atıklarından lityum üretimi gerçekleştiren Türkiye, bu alandaki teknolojik yetkinliğini geliştirmeye devam etmektedir. ASPİLSAN ve ASELSAN ile başlatılan iş birlikleri, yerli batarya teknolojilerinin savunma sanayiinden elektrikli araçlara kadar geniş bir alanda kullanılmasının önünü açmıştır.

    Küresel ölçekte elektrikli araç dönüşümünün hızlandığı bir dönemde lityum ve batarya teknolojileri artık yalnızca sanayi yatırımı değil, millî güvenlik ve ekonomik bağımsızlık meselesi olarak değerlendirilmektedir.

    ENERJİ DÖNÜŞÜMÜNÜN YENİ AŞAMASI

    2022’de Türkiye’nin hedefi enerji krizini yönetmekti. 2026’da ise hedef, enerji dönüşümünü yöneten ülkeler arasında yer almak olmalıdır.

    Yenilenebilir enerji yatırımları, Karadeniz gazı, nükleer enerji projeleri, yerli lityum üretimi ve gelişmiş sondaj filosu birlikte değerlendirildiğinde Türkiye, enerji alanında yalnızca tüketen değil; teknoloji geliştiren, kaynak üreten ve bölgesel enerji denkleminde söz sahibi olan bir ülke konumuna doğru ilerlemektedir.

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının son dört yılda yürüttüğü çalışmalar, küresel enerji krizinin etkilerini azaltmanın ötesinde, Türkiye’nin uzun vadeli enerji bağımsızlığı hedefi açısından stratejik bir zemin oluşturmuştur.

    Türkiye, çalışmaya, üretmeye ve yerli kaynaklarını ekonomiye kazandırmaya devam ettiği sürece enerji alanındaki her yeni yatırım, yalnızca bugünün ihtiyacını değil, gelecek nesillerin bağımsızlık vizyonunu da güçlendirecektir.

    Daha ileri, daha da ileri hedefiyle atılan her adım, Türkiye’nin enerji geleceğine yapılan bir yatırımdır.

    Adnan Fişenk

    YAZARLAR
    TÜMÜ

    SON HABERLER