Türkiye ile Irak ilişkilerini bir masada enerji, başka bir masada güvenlik, üçüncü bir masada ticaret olarak konuşuyoruz. Sınırda yaşayanların hayatında bu başlıklar birbirinden ayrılmıyor. Yolun kapanması pazarı etkiliyor; elektrik ve su meselesi üretimi, güvenlik kaygısı yatırımı değiştiriyor.
Bir koridorun haritada çizilmesi onu işler hâle getirmeye yetmez. Gümrükte hangi belgenin istendiği, sürücünün ne kadar beklediği, yerel işletmenin hangi hizmeti sağlayabildiği ve yükün nereye ulaşacağı en az büyük siyasi açıklamalar kadar belirleyicidir. Diplomasi masası bu ayrıntıları aşağıda bıraktığında büyük projelerin toplumdaki karşılığı zayıf kalır.
Irak’ın kendi içinde farklı yönetim düzeyleri ve ekonomik beklentileri bulunuyor. Ankara için doğru muhataplarla konuşmak kadar, alınan kararların Erbil, Bağdat ve sınır illerinde nasıl uygulanacağını takip etmek önemlidir. Bir tarafta verilen söz diğer tarafta farklı anlaşılırsa bedelini çoğu kez tüccar, şoför ve tüketici öder.
Sınırdaki zamanın da değeri var
Bir taşıma hattının verimliliği kilometreyle ölçülmez. Bekleme, tekrar edilen kontrol, eksik bilgi ve öngörülemeyen ücret toplam maliyetin parçasıdır. Bu maliyetlerin düzenli açıklanması, şikâyetlerin tek noktada izlenmesi ve işletmelerin güncel kurallara erişmesi somut ilerleme sağlar. Sınır ticareti için güven, açıklamadan çok tutarlı uygulamayla kurulur.
Enerji alanında da aynı ilke geçerli. Üretim ve aktarım konuşulurken yerel ihtiyaçlar, altyapının bakımı ve gelirlerin şeffaf yönetimi ihmal edilemez. Kaynağın bulunduğu yerde kamu hizmeti güçlenmiyorsa anlaşmanın sürdürülebilirliği tartışmalı hâle gelir.
Türkiye–Irak ilişkilerinde güçlü bir gelecek, yalnızca devletlerin el sıkışmasıyla değil, sınırın iki yakasında yaşayan insanların o el sıkışmanın hayatlarını öngörülebilir kıldığını hissetmesiyle kurulacak. Haritada çizilen yolun gerçeği, üzerinde bekleyen insanın zamanıdır.




























YORUMLAR