Gaziantep’te bir siparişin alınması çoğu zaman son cümle değildir. Ham madde bulunacak, makine çalışacak, ürün zamanında çıkacak, taşıma ayarlanacak ve para tahsil edilecek. Bu zincirin herhangi bir halkasındaki belirsizlik küçük üreticinin bütün kazancını silebilir.
Şehirlerin ihracatla övünmesi doğaldır. Ancak bir fabrikanın önüne girdiğimizde daha farklı sorular duyulur: Bir sonraki siparişi hangi maliyetle üreteceğiz? Nitelikli çalışanı nasıl tutacağız? Ticaretin kuralı yarın değişirse sözümüzü nasıl yerine getireceğiz? Bu sorulara düzenli cevap bulunmadan yüksek sipariş sayısı tek başına güvence değildir.
Sınır bölgeleriyle ticari bağ kurarken öngörülebilirlik özellikle önemlidir. İşletmelerin güncel gümrük uygulamalarına açık biçimde erişmesi, küçük ihracatçı için uygun depolama ve lojistik seçenekleri bulunması gerekir. Büyük şirketin çözüm ekibi vardır; küçük atölye çoğu sorunu sahibinin telefonuyla çözmeye çalışır.
Bir de işçinin payı var. Hızlı teslimat baskısı, eğitim ve iş güvenliğini ertelenebilir gider gibi görmeye yol açmamalı. Deneyimli çalışanını korumayan işletmenin kaliteyi kalıcı biçimde koruması zordur. Üretim gücü insanın ustalığıyla büyür; onu tüketerek değil.
Gaziantep için iyi ekonomi haberi yalnızca yeni bir ihracat rakamı değildir. O rakamın arkasındaki küçük işletmenin gelecek yıl da üretim yapabilmesi, çalışanının işini güvenle sürdürmesi ve müşterisine verdiği sözü zamanında tutabilmesidir. Şehrin gerçek markası sipariş almakla değil, o sözü taşıyacak düzeni kurmakla güçlenir.




























YORUMLAR