Güneydoğu Anadolu Projesi Türkiye’nin en büyük kalkınma hamlelerinden biri olarak yıllardır barajlar, kanallar ve sulama alanlarıyla anılıyor. Fırat’ın ve Dicle’nin suyu toprakla buluştu; üretim arttı, bazı ürün desenleri değişti, şehirlerin ekonomik yapısı dönüştü.
Ancak GAP için artık ikinci bir dönemi konuşmak zorundayız.
İlk dönem suyu tarlaya ulaştırmaktı. Yeni dönem, o suyun her damlasından daha yüksek değer üretebilmektir. Çünkü iklim değişikliği, artan sıcaklıklar ve büyüyen nüfus suyu sınırsız bir kaynak gibi kullanma alışkanlığını sürdürülemez hâle getiriyor.
Bir tarlanın sulama sistemine bağlanması tek başına başarı değildir. Yanlış sulama toprağı tuzlandırabilir, yer altı sularını bozabilir ve birkaç yıllık verim artışını uzun vadeli kayba dönüştürebilir. Ürün seçimi yalnız piyasa fiyatına göre yapıldığında ise çiftçi bir yıl kazanıp ertesi yıl ağır borçla karşılaşabilir.
Suyun yanında bilgi de akmalı
Modern sulama teknikleri yaygınlaştırılmalı, fakat çiftçiye yalnız ekipman verilmesi yetmez. Hangi toprağın ne kadar suya ihtiyacı olduğunu ölçen sistemler, erken uyarı hizmetleri, tarımsal danışmanlık ve düzenli eğitim sahaya ulaşmalıdır. Küçük üreticinin teknolojiye erişemediği bir dönüşüm, bölgedeki gelir farkını büyütebilir.
GAP’ın geleceği yalnız ham ürün miktarında değildir. Şanlıurfa ve Mardin çevresinde üretilen ürünün işlenmesi, markalaşması, depolanması ve doğrudan pazara ulaşması gerekir. Çiftçi yalnız tarladaki riski taşıyan kişi olmaktan çıkıp değer zincirinin kazancına da ortak olmalıdır.
Enerji maliyeti, gübre, tohum ve pazarlama sorunları birlikte ele alınmadığında suyun getirdiği verim cebine yansımaz. Gençler tarımda gelecek görmezse en modern kanalın yanında bile köyler boşalabilir.
GAP yalnız bir mühendislik projesi değildir. Toprağı, suyu, insanı ve şehirleri birlikte dönüştüren bir kalkınma iddiasıdır. Bu nedenle başarıyı kaç kilometre kanal yapıldığıyla değil, kaç ailenin gelirinin kalıcı biçimde arttığıyla ölçmek gerekir.
Bölgenin geleceğini daha çok su kullanmak değil, daha az suyla daha nitelikli üretim yapmak belirleyecek. Fırat’ın bereketi, ancak akılla yönetildiğinde gelecek kuşaklara miras kalabilir.




























YORUMLAR