Her büyük depremden sonra aynı döngüyü yaşıyoruz. Birkaç gün boyunca binamızın sağlam olup olmadığını, toplanma alanının nerede olduğunu, deprem çantasında ne bulunması gerektiğini konuşuyoruz. Sonra gündem değişiyor, hayatın koşturmacası geri dönüyor ve hazırlık bir sonraki depreme kadar rafa kalkıyor.
6 Şubat 2023’te yaşadığımız felaket bu döngünün bedelini en ağır biçimde gösterdi. Buna rağmen pek çok ailenin hâlâ bir deprem planı yok, pek çok bina hâlâ incelenmeyi bekliyor.
Eylül ayında İstanbul’da düzenlenen Avrupa Sismoloji Komisyonu toplantısında da altı çizilen konu buydu: Bilimsel bilgi var, risk haritaları var, ama bu bilginin kamu politikalarına ve günlük hayata yansıması hâlâ yavaş.
Pek çok insan, oturduğu binanın riskli çıkmasından korktuğu için incelemeyi erteliyor. Bu korkunun arkasında çoğu zaman çok somut kaygılar var: “Bina riskli çıkarsa nereye gideceğim? Kirayı nasıl ödeyeceğim? Komşularla nasıl anlaşacağız?” Bu sorulara cevap verilmeden insanlara “Önce rapor alın” demek pek işe yaramıyor.
Bu yüzden yerel yönetimlerin ve ilgili kurumların başvuru sürecini kolaylaştırması kadar, riskli çıkan binalarda yaşayanlar için kira yardımı, geçici barınma ve güçlendirme desteği gibi seçenekleri de açıkça ortaya koyması gerekiyor. İnsanlar gerçeği öğrendikten sonra ne yapacaklarını bilirlerse, gerçeği öğrenmekten daha az korkarlar.
Mahallemizdeki toplanma alanının yerini biliyor muyuz? Daha önemlisi, o alana gece yarısı, elektrikler kesikken, yaşlı bir anneyle ya da tekerlekli sandalye kullanan bir aile bireyiyle ulaşabilir miyiz? Alanda su, aydınlatma, tuvalet gibi temel imkânlar var mı? Tabela asmak işin yalnızca başlangıcı. Mahalle ölçeğinde tatbikat yapılmadıkça planın gerçekten işleyip işlemeyeceğini bilemeyiz.
Aile planı bugünden yapılabilir
Bir deprem anında telefonlar çoğu zaman çalışmıyor. Bu durumda aile bireyleri nerede buluşacak? Çocuklar okuldayken kim gidip alacak? Düzenli ilaç kullanan bir aile bireyinin yedek ilacı nerede duruyor? Evcil hayvanlar nasıl tahliye edilecek? Bunlar on dakikalık bir aile toplantısında konuşulabilecek sorular. Deprem anında ise bu soruların cevabını aramak için ne zaman ne de imkân oluyor.
Fay hatları, zemin yapısı ve mevcut bina stoku üzerine yapılan çalışmalar imar kararlarına yansımadıkça toplum korunamıyor. Bilim insanlarının uyarıları, günlük siyasi ve bürokratik öncelikler arasında kaybolmamalı. Risk haritalarının şeffaf biçimde paylaşılması, vatandaşın da ev alırken ya da kiralarken bilinçli karar vermesini sağlar.
Depremi engelleyemiyoruz. Ama binamızı incelettirmek, ailemizle bir plan yapmak, mahallemizin toplanma alanını yerinde görmek bizim elimizde. Bu hafta sonu bu üç işten yalnızca birini yapmak bile bir sonraki depremde fark yaratabilir.



























