Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
    Onur Özdemir
    Onur Özdemir

    Çukurova’nın hasadında emeğin hesabı akşam kapanmıyor

    Hasat konuşulurken tonlar sayılır, fiyatlar tartışılır, ürünün ne kadarının satıldığı hesaplanır. Bu hesabın içinde işçinin günü çoğu zaman yalnızca bir maliyet olarak görünür. Oysa sabah işe yetişmek için başlayan hayat, çalışma bittiğinde sona ermez. Kalınacak yer, içilecek su, yıkanma imkanı ve çocuğun güvenliği de aynı günün içindedir. Ürün tarladan ayrılırken bu ihtiyaçlar orada kalır.

    Çukurova'da tarımla sanayi arasındaki bağı anlatırken mevsimlik emeğin yerini de açıkça konuşmalıyız. Üretimi mümkün kılan insanların koşullarını yan dosya sayamayız. Bir işletme veya üretici, çalışanın yalnızca tarladaki saatlerini görüyor; onun geri kalan hayatını hiç düşünmüyorsa üretimin gerçek maliyetini eksik hesaplıyor demektir. O eksik bir yerde mutlaka tamamlanır. Bazen işçinin sağlığıyla, bazen çocuğun eğitimden uzak kalmasıyla.

    Bu konuda yalnızca çiftçiye sorumluluk yüklemek de çözüm değil. Küçük üretici kendi gelirini zor planlıyor olabilir. Çalışanın ihtiyacını karşılayacak ortak altyapı, ilgili kurumların ve yerel yönetimlerin işbirliğiyle kurulmalı. Tarımsal üretimin yoğunlaştığı dönemler önceden biliniyorsa hizmet hazırlığının son ana bırakılması kabul edilemez. Hasat takvimi kadar, o takvimde bölgeye gelecek insanların ihtiyaçları da planın içinde bulunmalı.

    En temel meselelerden biri barınma. Bir yerde birkaç hafta kalınacak olması, oradaki yaşamın niteliğini önemsiz hale getirmez. Güvenli elektrik, temiz su, tuvalet ve atık toplama hizmeti sağlanmadan bir alanın “konaklama yeri” olarak gösterilmesi yeterli değildir. Bu hizmetlerin kimi arayarak alınacağı da belli olmalı. Sorun olduğunda her kurum başka bir kuruma yönlendiriyorsa, işçi için hizmet varlığını değil, uzaklığını göstermiş olur.

    Çocuklar için hazırlık ise yetişkinlerin çalışmasına göre sonradan eklenmiş bir ayrıntı olmamalı. Ailesiyle hareket etmek zorunda kalan bir çocuğun öğrenimi, her taşınmada yeniden kesintiye uğramamalı. Hangi eğitim desteğine ulaşacağı, ihtiyacının kim tarafından takip edileceği ve ailesinin nasıl bilgilendirileceği belirlenmeli. Bunun için çocuğun adı bir listede bulunabilir; asıl mesele o ismin arkasındaki hayatın gerçekten takip edilmesidir.

    Sağlık hizmetine erişimde de aynı açıklık gerekiyor. İnsan bir ihtiyaç hissettiğinde nereden yardım alacağını bilmeli. Tarla ile sağlık kuruluşu arasındaki uzaklık, çalışma düzeni ve dil güçlüğü gibi engeller varsa bunlar hizmet planında görülmeli. İşyeri koşullarının değerlendirilmesi de yalnız bir belgeye dönüştürülmemeli. Dinlenme, suya erişim ve güvenli ulaşım, günlük uygulamada karşılığını bulmalı.

    Ücret konusunun baştan açık konuşulması, başka pek çok sorunu önleyebilir. İşin kapsamı, ödeme günü ve varsa kesintiler anlaşılır biçimde belirtilmeli. Çalışanın hangi tutarı alacağını ancak iş bittiğinde öğrenmesi, adil bir çalışma ilişkisi oluşturmaz. Tarafların okuryazarlık ve dil ihtiyaçları da hesaba katılmalı. Anlaşmayı yalnız bir kağıda yazmış olmak, herkesin onu anladığını göstermiyor.

    Aracılık yapanların sorumluluğunun görünür olması da önemli. İşçiyi kimin getirdiği, işverenle bağlantıyı kimin kurduğu ve sorun çıktığında hangi kişinin çözümde görev alacağı belirsiz kalmamalı. Mevsimlik iş, sorumluluğun da mevsimlik olabileceği anlamına gelmez. İnsanların kısa süreli çalışıyor olması, haklarının ve güvenlik ihtiyacının daha zayıf olduğu sonucunu doğurmamalı.

    Çukurova'nın üretim gücüyle övünmek istiyorsak bu ayrıntılardan kaçınmayalım. Birbirine bağlanmış hizmetler, sezon bittikten sonra değerlendirilen eksikler ve ertesi yıl için açık bir hazırlık planı görmek gerekir. Her defasında aynı sorunu ilk kez yaşanıyormuş gibi karşılamak, çözüm aramak değil, sorunun tekrarına alışmaktır. Alışkanlıklar da bazen yoksulluğu görünmez hale getirir.

    Tarımsal başarıyı küçültmek için söylemiyorum bunları. O başarıyı mümkün kılan insanın hayatını büyütmek için söylüyorum. Ürünün değerini korumak kadar emeğin karşılığını korumak da üretim politikasının konusu olmalı. Bir kasanın zarar görmemesi için gösterdiğimiz özeni, onu taşıyan insanın gününe de gösterebilmeliyiz.

    Hasadın sonunda bütün hesaplar kapatılmış görünebilir. İşçinin ailesi hâlâ temiz su arıyor, çocuğu dersinden uzak kalıyor veya ücreti için bekliyorsa o hesabın bir bölümü açık demektir. Çukurova'nın bereketi, yalnız tarlanın ne verdiğiyle değil, onu işleyen insana ne bıraktığıyla da ölçülmeli.

    YAZARLAR
    TÜMÜ

    SON HABERLER