ANKARA / AMMAN — Türkiye ve Ürdün dışişleri makamları, 27 Eylül 2026’da Mescid-i Aksa’da yaşandığı bildirilen son gelişmelere ilişkin ayrı açıklamalar yayımladı. İki ülke de kutsal mekânın tarihî ve hukuki statüsünün korunmasını istedi.
Türkiye’den uluslararası topluma çağrı
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, 27 Eylül tarihli 185 numaralı açıklamasında, “İsrailli aşırılık yanlısı grupların” İsrail güvenlik güçlerinin koruması altında Mescid-i Aksa’ya girdiğini belirtti ve olayı kınadı.
Bakanlık, söz konusu eylemlerin bölgedeki gerilimi artırdığını savundu. Açıklamada uluslararası topluma, Mescid-i Aksa’nın tarihî ve hukuki statüsünün ihlal edilmesini önleyecek caydırıcı tedbirler alınması çağrısı yapıldı.
Ürdün yönetim yetkisine vurgu yaptı
Ürdün Dışişleri ve Yurtdışında Yaşayan Ürdünlüler Bakanlığı da aynı gün yayımladığı açıklamada, yerleşimci grupların Mescid-i Aksa’ya girişlerinin sürdüğünü bildirdi. Açıklama, Ürdün’ün resmî haber ajansı Petra tarafından 27 Eylül saat 16.02’de yayımlandı.
Bakanlık Sözcüsü Fuad Majali, Ürdün’ün bu girişleri reddettiğini ve uluslararası toplumun harekete geçmesi gerektiğini söyledi. Majali, İsrail makamlarının işgal altındaki Kudüs ve kutsal mekânlar üzerinde egemenlik yetkisi bulunmadığı yönündeki Ürdün hükümeti görüşünü yineledi.
144 dönümlük alan için yetki açıklaması
Ürdün makamları, 144 dönümlük Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif alanının tamamının Müslümanlara ait ibadet alanı olduğu görüşünü açıkladı. Açıklamada, alanın yönetimi ve girişlerin düzenlenmesinde yetkili kurumun Ürdün Vakıflar Bakanlığına bağlı Kudüs Vakıfları ve Mescid-i Aksa İşleri Dairesi olduğu belirtildi.
Türkiye ve Ürdün’ün metinleri, tarafların resmî değerlendirmelerini yansıtıyor. Açıklamalarda olay sırasında gözaltı, yaralanma veya can kaybı olduğuna ilişkin bilgi verilmedi.
Kaynaklar: Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı resmî açıklaması; Ürdün resmî haber ajansı Petra.

