Kavuran Sıcaklıklar ve Siyonist Zulmü
Yanan Kıta, Bombalar Altında Yitirilen Masum Canlar, Yıkılan Evler, Acılar içindeki İnsanların çaresiz ölüm çığlıkları:
2026 yazı Avrupa’da cehennem gibi geçti. İspanya’da söndürülemeyen yangınlar 46 dereceleri gören sıcaklıklar, Fransa’ya sıçrayan yangınlar.
İtalya’da barajlar dibi gördü, Almanya’da ormanlar günlerce yandı. Ren Nehri’nde gemiler yarı yükle gitti, Fransa’da tarlalar kavruldu.
Avrupa “iklim krizi” diye konferans yaparken, kendi toprakları alev alev yanıyordu. Kuraklık artık rapor değil, marketteki suyun fiyatıydı.
Bunlar yetmezmiş gibi Türkiye dahil kasıtlı çıkarılan orman yangınları da işin cabasıydı.
Aynı zamanın başka bir köşesinde ise doğa değil, insan eliyle yıkım vardı.
Filistin’de yanan sadece evler değildi.
Siyonist Katil İsrail’in Gazze’ye ve Batı Şeria’ya attığı tonlarca bomba sadece binaları yıkmadı.
Binlerce Masum Filistinli sivili yok etti, Toprağı zehirledi, yeraltı suyunu kirletti, tarım arazilerini kullanılmaz hale getirdi.
Siyonist Katil İsrail ve milisleri katil, yağmacı yerleşimcilerce Zeytinlikler buldozerle söküldü. Yüzlerce yıllık zeytin ağaçları “güvenlik” adı altında kesildi.
Filistinli çiftçinin hem ekmeği hem hafızası gitti.
Hayvanlar telef oldu. Ahırlar bombalandı.
Zorba yerleşimciler tarafından evlerine, hayvanlarına, tüm sahip olduklarına el konulup bir çöp gibi yerlerinden sökülüp çırçıplak aç, susuz sahibi oldukları yerlerden çaresizliğe ölüme sürüldüler, Siyonist Katil İsrail bombaları ile Şehirler yıkılmış beton mezarlığına dönüştürülürken, Çölleştirilen toprakta artık ne buğday yetişiyor ne çocuklar koşabiliyor.
Savaşın karbon ayak izini eyyamcı Batılı ülkeler dahil kimse hesaplamadı.
Katil Siyonist İsrail’in bir gün bile süren bombardımanın atmosfere saldığı gaz, binlerce arabanın yıllık salımına bedel.
Enkaz kaldırılırken çıkan toz, asbest, kimyasal…
Hepsi toprağa ve havaya karıştı.
Avrupa iklim zirvesinde “2030 hedefleri” konuşurken, Gazze’de 2030’a kalacak ağaç neredeyse Katil Siyonist İsrail tarafından yapılan bombalamalar ve ağaç kesimi ile kalmadı.
Tarih tekerrür ediyor mu?
Geçmişte Nazi Almanyası sadece insanı değil, kültürü, toprağı, hafızayı da hedef almıştı. Köyleri yaktı, tarlaları talan etti, yaşam alanlarını yok etti.
Bugün benzer bir mantıkla, ve daha bir acımasızca işgalci Siyonist Katil İsrail de Filistin’de aynı şeyin bin beterini acımadan yapıyor:
Şans eseri Katil Siyonist İsrail’in ölüm saçan elinden kurtulan İnsanları yerinden etmek için Katil Siyonist İsrail bu insanlara ait toprağını yaşanmaz hale getiriyor.
Zeytin ağacını kesmek sadece ağaç kesmek değil, bir halkın rızkını, yaşamını, geleceğinin kökünü kesmektir.
Suyu kesmek, sadece susuz bırakmak değil, tüm kendisinden olmayan insanlar yani o toprakların gerçek sahibi Filistinliler başta olmak üzere tüm canlıların yaşamını bitirmektir, o halkın geleceğini kesmektir.
Avrupa bunu en iyi bilen kıta, Kendi tarihinde bunu yaşayarak deneyimledi ve gördü.
Ama şimdi işine gelmediği kendilerinden olmayan Filistin halkı için, Katil Siyonist İsrail’i kayırmacılık yaptığı kan içicilerin cinayetlerini, tüm korsanlıklarını, tecavüz, taciz ve hukuksuzluklarını görmezden, duymazdan gelerek çifte standart uygulamaya devam ediyor, Akdeniz’in öbür ucunda olanı “jeopolitik” diye paranteze alıyor.
Kavşakta ne var?
Bir yanda aşırı sıcaklar ve kuraklıkla boğuşan Avrupa
Bir yanda bombalarla çölleştirilen, İnsanları ve tüm canlıları yok edilen Filistin
İkisinde de ortak şey: Masum insanlar Cinayete kurban edilirlerken Doğaya da bedel ödetiliyor.
İklim kriziyle mücadele edeceğiz derken, savaşın çevreye verdiği zararı görmezden gelirsek samimi olmayız.
“Yeşil mutabakat” diye imza atıp, bir başka yerde toprağı bombalayarak oraya ait ve sahip insanlarını öldürürsen, o mutabakatın mürekkebi kurumadan silinir.
Gelecek kuşaklara ne bırakacağız?
Çocuklarımıza yapılan insanlık dışı işkenceler, Sivil masum insan cinayetlerine karşı hiçbir şekilde müdahale edemeyen insanlığın vicdan azabımı, Bombalanarak zehirlenmiş, kirletilmiş topraklarımı, yakılmış, yanmış ormanları mı, kesilmiş yok edilmiş zeytinlikler mi bırakacağız?
Tarih kitaplarına “2026’da Avrupa kavruldu, Gazze dümdüz edildi, Filistinli masun siviller katledilmi” diye mi yazdıracağız?
Doğa siyaset tanımaz. Kuraklık pasaport sormaz. Ama insan sorar.
Ve insan hesap verir.
Belki de bu yazın bize öğrettiği en net şey şu:
Bugün Filistinlilere yapılan soykırımı, binlerce masum silahsız sivil katliamları yapan Siyonist Katil İsrail gibi,
Bu cinayetleri yaptıranları, yapanları ve bunlara göz yumarak seyirci kalanları mutlaka tarih yargılacaktır.
Ayrıca Toprağa ihanet eden, insana da ihanet eder.
Ağacı kesen, yarını da keser.
Işık yeşile dönene kadar bizim yapacağımız şey belli: Hem kendi deremizi kurutmamak, hem de bir yerlerde dereyi kurutan ellere “DUR” demektir.
Bütün bu olup biten cinayetlere, zulme, işkencelere sessiz kalmak sadece dilsiz şeytanlara mahsustur.
Adnan Fişenk
Gazeteci
Araştırmacı Yazar
Parlamento Muhabiri
-
Sokakları Boşaltmak Sorunu Çözmek midir?
-
Kavuran Sıcaklıklar ve Siyonist Zulmü
-
Türkiye’nin E-İhracat Gündemi İstanbul’da Buluşacak: Küresel Pazara Açılmanın Yeni Formülü
-
TEKNOFEST’te Biyoteknoloji Yarışı: Gençlerden Sağlık ve Çevre Sorunlarına Yenilikçi Çözümler
-
Gençler Çanakkale’den Ahlat’a Tarih Yolculuğunda: Kültürel Miras Sahada Öğreniliyor
-
DTSO’dan Çerçeve Yasa Çağrısı: Diyarbakır Ekonomisi İçin Ortak Akıl Vurgusu
YORUM BIRAK
YORUMLAR
HABER LİSTESİ
-
01
Sokakları Boşaltmak Sorunu Çözmek midir?Türkiye’de sokak köpekleri meselesi yıllardır aynı iki uç arasında tartışılıyor: Bir tarafta insanların güvenlik kaygıları, diğer tarafta hayvanların yaşam hakkı… Oysa sağlıklı bir toplum, bunlardan birini seçmek zorunda değildir. Hem insanı koruyan hem hayvana eziyet etmeyen bir sistem kurulabilir. Asıl mesele, böyle bir sistemi kurmak için gerekli bilgiyi, bütçeyi, denetimi ve siyasi iradeyi ortaya koyup […] -
02
Kavuran Sıcaklıklar ve Siyonist ZulmüYanan Kıta, Bombalar Altında Yitirilen Masum Canlar, Yıkılan Evler, Acılar içindeki İnsanların çaresiz ölüm çığlıkları: 2026 yazı Avrupa’da cehennem gibi geçti. İspanya’da söndürülemeyen yangınlar 46 dereceleri gören sıcaklıklar, Fransa’ya sıçrayan yangınlar.İtalya’da barajlar dibi gördü, Almanya’da ormanlar günlerce yandı. Ren Nehri’nde gemiler yarı yükle gitti, Fransa’da tarlalar kavruldu. Avrupa “iklim krizi” diye konferans yaparken, kendi toprakları […] -
03
Türkiye’nin E-İhracat Gündemi İstanbul’da Buluşacak: Küresel Pazara Açılmanın Yeni FormülüTürkiye’nin e-ihracat kapasitesini büyütmeyi hedefleyen sektör temsilcileri, dijital pazarlar, lojistik ve sınır ötesi ödeme çözümleri gündemiyle İstanbul’da buluşmaya hazırlanıyor. KOBİ’ler İçin Küresel Pazara Açılan Dijital Kapı E-ihracat küçük işletmelere mağaza yatırımı yapmadan küresel müşteriye ulaşma imkânı sağlarken yoğun rekabet ve platform maliyetlerini de beraberinde getiriyor. Başarılı satış için doğru pazar seçimi, çok dilli ürün içeriği, […] -
04
TEKNOFEST’te Biyoteknoloji Yarışı: Gençlerden Sağlık ve Çevre Sorunlarına Yenilikçi ÇözümlerTEKNOFEST Biyoteknoloji İnovasyon Yarışması, öğrencileri sağlık, tarım, gıda ve çevre alanlarında uygulanabilir çözümler geliştirmeye yönlendiriyor. Gençler Sağlık ve Çevre İçin Laboratuvara Giriyor Biyoteknoloji disiplinler arası çalışmayı gerektirdiği için ekiplerde biyoloji, mühendislik, yazılım ve tasarım yetkinliklerinin buluşması önem taşıyor. Projelerin laboratuvar başarısından ürüne dönüşmesi güvenlik, etik, ölçeklenebilirlik ve maliyet testlerine bağlı. İyi Fikir Bilimsel Kanıtla Değer […] -
05
Gençler Çanakkale’den Ahlat’a Tarih Yolculuğunda: Kültürel Miras Sahada ÖğreniliyorGençlik ve Spor Bakanlığı, gençleri Çanakkale’den Ahlat’a uzanan programla Türkiye’nin tarihî ve kültürel mirasıyla buluşturuyor. Çanakkale’den Ahlat’a Ortak Hafızanın İzinde Yerinde öğrenme, tarih bilgisini sınıf anlatımından çıkararak mekân, hafıza ve toplumsal deneyimle ilişkilendiriyor. Farklı şehirlerden gençlerin aynı programda buluşması kültürler arası iletişim ve ortak aidiyet açısından değer taşıyor. Tarih Ders Kitabından Çıkıp Yerinde Öğreniliyor Programların […]
