25 YIL SONRA AK PARTİ: BAŞARIYI KORUMAK, GELECEĞİ KURMAK

Köşe Yazısı - August 20, 2026 6:19 pm A A

Siyasette 25 yıl uzun bir zamandır.

Bir siyasi parti için ise çeyrek asır, yalnızca takvim yapraklarının geçmesi anlamına gelmez.

25 yıl;

iktidarlar, seçimler, krizler, başarılar, hatalar, değişimler ve yeniden yapılanmalar demektir.

AK Parti bugün 25’inci kuruluş yıl dönümünü kutlarken, aslında Türk siyasi tarihinin önemli bir dönemini de geride bırakıyor.

14 Ağustos 2001’de kurulan parti, 3 Kasım 2002 seçimlerinde iktidara geldi. O günden sonra Türkiye’nin siyasi gündeminin en önemli aktörlerinden biri oldu.

Bugün ise soru artık yalnızca “AK Parti 25 yılda ne yaptı?” sorusu değildir.

Bence daha önemli soru şudur:

AK Parti bundan sonra ne yapacak?

25 YILIN MUHASEBESİ

Her iktidar gibi AK Parti’nin de başarıları ve tartışmaları oldu.

Türkiye’nin altyapısından sağlık sistemine, savunma sanayiinden ulaşım yatırımlarına, sosyal politikalardan dış politikaya kadar pek çok alanda önemli dönüşümler yaşandı.

Ancak ekonomik sorunlar, hayat pahalılığı, gelir dağılımı, hukuk, adalet, özgürlükler ve kamu yönetiminde şeffaflık gibi başlıklar da toplumun gündeminde kalmaya devam etti.

Dolayısıyla 25’inci yıl değerlendirmesi yapılırken yalnızca başarıları sıralamak da, yalnızca eleştirileri öne çıkarmak da gazetecilik açısından eksik olur.

Asıl mesele, 25 yılın bütününü görebilmektir.

Bir siyasi hareketin çeyrek asırlık yolculuğunu değerlendirirken yalnızca seçim sonuçlarına değil, toplumla kurduğu ilişkiye, değişen şartlara verdiği cevaplara ve geleceğe ilişkin ortaya koyduğu perspektife de bakmak gerekir.

AK PARTİ’NİN EN BÜYÜK BAŞARISI NEYDİ?

Benim kanaatimce AK Parti’nin en önemli siyasi başarısı yalnızca seçim kazanmak değildir.

Asıl başarı, Türk siyasetinde uzun süreli bir siyasi merkez oluşturabilmesidir.

2002’de iktidara gelen parti, yıllar içerisinde farklı toplumsal kesimlerle ilişki kurdu, farklı siyasi dönemlerden geçti ve birçok kez kendisini yeniden tanımladı.

Türkiye’nin ve dünyanın değişen şartları karşısında siyasi söylemini, kadrolarını ve önceliklerini farklı dönemlerde yeniden şekillendirmeye çalıştı.

Bu değişim kabiliyeti, AK Parti’nin siyasi ömrünü uzatan unsurlardan biri oldu.

Ancak burada önemli bir gerçek daha var:

Değişmek ile özünü kaybetmemek arasındaki dengeyi korumak.

Uzun süre iktidarda kalan bütün siyasi hareketlerin karşı karşıya kaldığı en zor meselelerden biri budur.

Çünkü iktidarda kalmak kadar, uzun yıllar sonra toplumun değişen beklentilerini doğru okuyabilmek de önemlidir.

25 YILDAN SONRA YENİ SEÇMEN

Bugünün Türkiye’si 2002’nin Türkiye’si değil.

Bugünün gençleri AK Parti kurulduğunda ya çocuktu ya da henüz doğmamıştı.

Bu gençlerin önemli bir bölümü AK Parti’nin kuruluş hikâyesini yaşamış değil.

Onlar AK Parti’yi, iktidarda doğmuş ve iktidarda büyümüş bir siyasi parti olarak tanıyor.

Bu nedenle AK Parti’nin geleceği açısından genç seçmenin beklentileri çok önemli.

Gençler artık yalnızca ekonomik büyümeyi değil;

iyi bir eğitim,

adil bir hukuk sistemi,

yüksek yaşam standardı,

özgürlük,

liyakat,

teknolojik gelişme,

istihdam

ve dünyayla rekabet edebilen güçlü bir Türkiye istiyor.

Bu beklentiler yalnızca AK Parti açısından değil, Türkiye’de siyaset yapan bütün partiler açısından yeni bir siyasi gerçeklik ortaya çıkarıyor.

Dolayısıyla 25 yıl önceki siyasi dilin aynı şekilde geleceğe taşınması mümkün değil.

Yeni dönemin dili de yeni olmalı.

Gençlere geçmişte yapılanları anlatmak önemlidir. Ancak yeni kuşakların asıl sorusu, geçmişte ne yapıldığından çok yarın kendilerine nasıl bir Türkiye bırakılacağıdır.

EN BÜYÜK SINAV: YENİLENEBİLMEK

AK Parti’nin önündeki en önemli sınavlardan biri de budur.

Çünkü siyasette başarı, yalnızca geçmişte kazanılan seçimlerle ölçülmez.

Asıl başarı, değişen toplumun gelecekteki beklentilerini önceden görebilmektir.

25 yıl boyunca Türkiye’nin değişimine eşlik eden AK Parti’nin bundan sonraki görevi, Türkiye’nin gelecekte nasıl bir ülke olacağını da doğru okuyabilmektir.

Dünya değişiyor.

Yapay zekâ, savunma teknolojileri, enerji, küresel ticaret, bölgesel savaşlar, demografik dönüşüm ve genç nüfusun beklentileri siyasetin klasik kalıplarını değiştiriyor.

Ekonomiden eğitime, üretimden teknolojiye kadar birçok alanda ülkeler artık yalnızca bugünün sorunlarını çözmek için değil, önümüzdeki 20-30 yılın dünyasında nerede olacaklarını belirlemek için mücadele ediyor.

Türkiye’nin de bu yeni döneme güçlü hazırlanması gerekiyor.

Bu nedenle siyasi yenilenme yalnızca isimlerin veya kadroların değişmesi olarak görülmemeli.

Asıl yenilenme; toplumun taleplerini yeniden dinleyebilmek, sorunları doğru tespit edebilmek ve geleceğe ilişkin inandırıcı bir perspektif ortaya koyabilmektir.

ÇEYREK ASIRLIK YOLCULUĞUN SONU DEĞİL

14 Ağustos 2026’da Ankara’da yapılacak 25’inci yıl programı, AK Parti açısından bir bakıma geçmişe bakma fırsatı.

Ancak 25’inci yılın asıl anlamı geçmişte değil, gelecekte.

Çünkü siyasi partiler müzelerde sergilenmek için değil, geleceği yönetmek için vardır.

AK Parti 25 yılda Türkiye siyasetinin en güçlü ve en uzun soluklu aktörlerinden biri haline geldi.

Bunu sağlayan en temel unsur ise sandıktaki millet iradesi oldu.

Fakat siyaset geçmişte kazanılmış başarıların sonsuza kadar devam ettiği bir alan değildir.

Her seçim, her yeni kuşak ve her toplumsal değişim siyasi partilerin önüne yeni bir sınav koyar.

Bugün AK Parti’nin önünde de yeni bir dönem var.

Geçmişin tecrübesi, bugünün gerçekleri ve geleceğin ihtiyaçları aynı masada buluşmak zorunda.

Çünkü 25 yıl önce “yeni” olan bir siyasi hareketin, bugün kendisini yeniden yenileyebilmesi gerekiyor.

Ve belki de 25’inci yılın en önemli sorusu şu:

AK Parti geçmişte nasıl kazandığını değil, Türkiye’nin geleceğini nasıl kazanacağını konuşmaya hazır mı?

Çeyrek asır geride kaldı.

Şimdi önümüzde yeni bir çeyrek asır var.

Siyasetin gerçek sınavı ise bundan sonra başlayacak.

Adnan FİŞENK
Gazeteci – Yazar
Parlamento Muhabiri

Köşe Yazısı - 6:19 pm A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

HABER LİSTESİ

  • 01
    Sokakları Boşaltmak Sorunu Çözmek midir?
    Türkiye’de sokak köpekleri meselesi yıllardır aynı iki uç arasında tartışılıyor: Bir tarafta insanların güvenlik kaygıları, diğer tarafta hayvanların yaşam hakkı… Oysa sağlıklı bir toplum, bunlardan birini seçmek zorunda değildir. Hem insanı koruyan hem hayvana eziyet etmeyen bir sistem kurulabilir. Asıl mesele, böyle bir sistemi kurmak için gerekli bilgiyi, bütçeyi, denetimi ve siyasi iradeyi ortaya koyup […]
  • 02
    Kavuran Sıcaklıklar ve Siyonist Zulmü
    Yanan Kıta, Bombalar Altında Yitirilen Masum Canlar, Yıkılan Evler, Acılar içindeki İnsanların çaresiz ölüm çığlıkları: 2026 yazı Avrupa’da cehennem gibi geçti. İspanya’da söndürülemeyen yangınlar 46 dereceleri gören sıcaklıklar, Fransa’ya sıçrayan yangınlar.İtalya’da barajlar dibi gördü, Almanya’da ormanlar günlerce yandı. Ren Nehri’nde gemiler yarı yükle gitti, Fransa’da tarlalar kavruldu. Avrupa “iklim krizi” diye konferans yaparken, kendi toprakları […]
  • 03
    Türkiye’nin E-İhracat Gündemi İstanbul’da Buluşacak: Küresel Pazara Açılmanın Yeni Formülü
    Türkiye’nin e-ihracat kapasitesini büyütmeyi hedefleyen sektör temsilcileri, dijital pazarlar, lojistik ve sınır ötesi ödeme çözümleri gündemiyle İstanbul’da buluşmaya hazırlanıyor. KOBİ’ler İçin Küresel Pazara Açılan Dijital Kapı E-ihracat küçük işletmelere mağaza yatırımı yapmadan küresel müşteriye ulaşma imkânı sağlarken yoğun rekabet ve platform maliyetlerini de beraberinde getiriyor. Başarılı satış için doğru pazar seçimi, çok dilli ürün içeriği, […]
  • 04
    TEKNOFEST’te Biyoteknoloji Yarışı: Gençlerden Sağlık ve Çevre Sorunlarına Yenilikçi Çözümler
    TEKNOFEST Biyoteknoloji İnovasyon Yarışması, öğrencileri sağlık, tarım, gıda ve çevre alanlarında uygulanabilir çözümler geliştirmeye yönlendiriyor. Gençler Sağlık ve Çevre İçin Laboratuvara Giriyor Biyoteknoloji disiplinler arası çalışmayı gerektirdiği için ekiplerde biyoloji, mühendislik, yazılım ve tasarım yetkinliklerinin buluşması önem taşıyor. Projelerin laboratuvar başarısından ürüne dönüşmesi güvenlik, etik, ölçeklenebilirlik ve maliyet testlerine bağlı. İyi Fikir Bilimsel Kanıtla Değer […]
  • 05
    Gençler Çanakkale’den Ahlat’a Tarih Yolculuğunda: Kültürel Miras Sahada Öğreniliyor
    Gençlik ve Spor Bakanlığı, gençleri Çanakkale’den Ahlat’a uzanan programla Türkiye’nin tarihî ve kültürel mirasıyla buluşturuyor. Çanakkale’den Ahlat’a Ortak Hafızanın İzinde Yerinde öğrenme, tarih bilgisini sınıf anlatımından çıkararak mekân, hafıza ve toplumsal deneyimle ilişkilendiriyor. Farklı şehirlerden gençlerin aynı programda buluşması kültürler arası iletişim ve ortak aidiyet açısından değer taşıyor. Tarih Ders Kitabından Çıkıp Yerinde Öğreniliyor Programların […]