NEW YORK — Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu Genel Görüşmeleri kapsamında yaptığı konuşmada Gazze’deki insani durumdan Güvenlik Konseyi’nin yapısına, uluslararası hukukun uygulanmasından devam eden bölgesel çatışmalara kadar geniş bir gündemi değerlendirdi. Erdoğan’ın konuşmasının merkezinde, uluslararası sistemin çatışmaları önlemekte yetersiz kaldığı ve kuralların bütün devletlere eşit biçimde uygulanması gerektiği mesajı yer aldı.
Konuşma, Gazze ve Filistin meselesiyle başlayan; Birleşmiş Milletler’in kurumsal kapasitesi, küresel güvenlik mimarisi, ayrımcılıkla mücadele ve yeni teknolojilerin hukukî çerçevesine uzanan sıralı bir hat izledi. Erdoğan, mevcut krizleri yalnızca bölgesel başlıklar olarak değil, uluslararası düzenin güvenilirliğini sınayan ortak meseleler olarak ele aldı.
Gazze konuşmanın ana gündemiydi
Erdoğan, Gazze’de yaşananları sert ifadelerle eleştirdi ve bölgeyi “çağımızın en insanlık dışı ve utanç verici toplama kampı” olarak nitelendirdi. Batı Şeria’daki yerleşimci şiddetine de değinen Cumhurbaşkanı, sivillerin korunması ve insani yardıma kesintisiz erişimin sağlanması çağrısında bulundu.
Filistin halkının maruz kaldığı haksızlığın küresel vicdanı yaraladığını belirten Erdoğan, meselenin yalnızca ateşkes başlığına indirgenemeyeceğini; kalıcı çözüm için Filistinlilerin temel haklarının ve devlet olma iradesinin esas alınması gerektiğini söyledi. Çocukların savaş uçakları ve insansız hava araçları yerine barışın sembolleriyle büyümesi gerektiğini vurguladı.
BM’nin krizler karşısındaki kapasitesine eleştiri
Cumhurbaşkanı, Gazze’nin yanı sıra Lübnan, Sudan, Ukrayna-Rusya savaşı, Myanmar, Darfur ve İran çevresinde yaşanan gelişmeleri hatırlattı. Son bir yılda dünyanın farklı bölgelerinde 60’tan fazla çatışmanın kayda geçtiğine işaret ederek, Birleşmiş Milletler’in kuruluş amaçları olan barışı koruma ve çatışmaları önleme görevlerinde yeterli sonuç üretemediğini savundu.
Erdoğan’a göre sorun yalnızca tek tek krizlerin yönetilememesi değil; uluslararası kurumların karar alma süreçlerinde adalet ve temsil eksikliğinin kalıcı hale gelmesi. Bu nedenle BM’nin 80’inci yılı kapsamında yürütülen reform çabalarına desteğini açıkladı ve kurumsal yenilenmenin ertelenemeyeceğini belirtti.
“Dünya beşten büyüktür” mesajı
Güvenlik Konseyi’nin yapısı konuşmanın en belirgin başlıklarından biri oldu. Erdoğan, 190’dan fazla ülkenin iradesinin beş daimi üyenin tutumuna bağlı kalmasını adil bulmadığını belirterek uzun süredir kullandığı “Dünya beşten büyüktür” çağrısını yineledi.
Reform talebini yalnızca üye sayısının artırılması şeklinde değil, kararların daha kapsayıcı, şeffaf ve hesap verebilir bir zeminde alınması gerektiği yönünde ortaya koydu. Bölgesel krizlerde veto mekanizmasının karar üretmeyi engellediğini, bunun da BM’ye duyulan güveni aşındırdığını söyledi.
Uluslararası hukukta çifte standart uyarısı
Erdoğan, uluslararası hukukun güçlü ve zayıf ülkeler için farklı uygulanamayacağını belirtti. Kuralların seçici biçimde işletilmesinin cezasızlık algısını büyüttüğünü; cezasızlığın normalleşmesi halinde mevcut düzenin kendi meşruiyetini kaybedeceğini ifade etti.
Bu bölümde konuşmasının ana çerçevesini, egemenlik, toprak bütünlüğü, sivillerin korunması ve insancıl hukuk ilkelerinin bütün krizlerde aynı ölçütlerle savunulması gerektiği düşüncesi oluşturdu. Erdoğan, uluslararası toplumun inandırıcılığının açıklamalardan çok sahada atacağı adımlarla ölçüleceğini kaydetti.
Avrupa güvenliği ve ayrımcılıkla mücadele
Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin Avrupa güvenlik mimarisinin dışında tutulmasının kıtayı daha güçlü ya da daha güvenli hale getirmeyeceğini söyledi. Türkiye’nin NATO içindeki rolüne ve bölgesel krizlerde yürüttüğü diplomatik temaslara dikkat çekerek, ortak güvenliğin kapsayıcı iş birliğiyle kurulabileceğini vurguladı.
İslam karşıtlığı, yabancı düşmanlığı, kültürel ırkçılık ve antisemitizmle mücadele de konuşmada yer aldı. Erdoğan, dini kimliklere ve sembollere yönelik ayrımcı uygulamaların toplumsal barışı zedelediğini; nefret söylemine karşı hukukî ve siyasi tedbirlerin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Yapay zekâ için uluslararası hukuk çağrısı
Erdoğan, hızla gelişen yapay zekâ teknolojilerinin yalnızca ekonomik bir fırsat olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Teknolojinin güvenlik, insan hakları ve bilgi ekosistemi üzerindeki etkilerine işaret ederek, bütün ülkelerin söz sahibi olacağı uluslararası bir hukuk ve yönetişim çerçevesi kurulması çağrısında bulundu.
Konuşmanın ortak çizgisi: Temsil, hukuk ve hesap verebilirlik
Erdoğan’ın BM kürsüsündeki mesajları üç ana eksende birleşti: Sivillerin korunması ve Gazze’deki insani krizin sona erdirilmesi, uluslararası hukukun istisnasız uygulanması ve Birleşmiş Milletler’in daha adil bir temsil yapısına kavuşturulması. Cumhurbaşkanı, sorunların yalnızca ikili ilişkilerle çözülemeyeceğini; çok taraflı kurumların etkili, tarafsız ve sonuç üretebilir hale gelmesi gerektiğini ifade etti.
Kaynaklar: Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu – Türkiye konuşma kaydı ve özeti; Birleşmiş Milletler Genel Kurulu.

